Yıllardır belgeleriyle konuşan kamuya isim, isim vererek deşifre eden ve hesap soran ve hiçbir dosyayı yarım bırakmayan TEMİZELLER, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nde döndüğü iddia edilen hiçbir karanlık başlığı örtülmeye terk etmeyeceğe benziyor.
Mesai saatlerinde kurum binasında “maskeli balo” havasında yılbaşı partisi yapan personelden, mazot alımlarında ortaya atılan yolsuzluk iddialarına; devletin alacaklarından topluca ve tartışmalı biçimde vazgeçilmesinden, hukuk işlerinde görevli avukatların davalara girmeyerek devletin hakkını savunmadığı iddialarına kadar uzanan ağır dosyaları TEMİZELLER belgeleri ve görüntüleriyle kamuoyunun önüne koymuştu. Yemek paralarının akıbetinden, 6 milyarlık yemek ihalesinde yaşandığı ileri sürülen şaibeli süreçlere; ambulans tamir ve bakım ihalelerinde döndüğü iddia edilen dolaplardan, Yenal Duğral ve Engin Akçar döneminde gerçekleştirildiği öne sürülen usulsüz iş ve işlemlere kadar uzanan bu tablo artık “iddia” kelimesiyle geçiştirilemeyecek kadar büyüktür. Göz göre göre kamu kaynaklarının eridiği ileri sürülen bu süreçte, TEMİZELLER’in aylar süren araştırmaları, ortaya konulan belgeler ve tanık anlatımları yok sayılamaz. Bu kadar dosya, bu kadar soru ve bu kadar somut veri karşısında sergilenen sessizlik artık bir iletişim tercihi değil, kamu vicdanını yaralayan ağır bir sorumluluk sorunudur.
İzmir’de sağlık alanında art arda patlayan dosyalar artık tek tek olaylar olmaktan çıkmış, “Denetim var mı, yok mu?” sorusunu kent gündeminin tam merkezine yerleştirmiştir. TEMİZELLER’in aylardır belge, resmi kayıt, tanık beyanı ve saha bilgileriyle kamuoyuna taşıdığı iddialar; sağlık sisteminin hem hizmet hem de denetim ayağında ciddi bir zafiyet ihtimalini ortaya koymaktadır. Ancak asıl yakıcı soru şudur: Bu kadar ağır iddia, bu kadar kapsamlı dosya ve bu kadar somut belge ortadayken İzmir İl Sağlık Müdürlüğü neden susmaktadır? Bu suskunluk artık basit bir iletişim tercihi değil; kamu vicdanında “görev ihmali mi var?” sorusunu büyüten bir tutumdur.
TEMİZELLER bugüne kadar yalnızca “iddia var” demekle yetinmemiş; dosyaları parça parça açarak, belgeleri yayımlayarak, soruları netleştirerek kamu adına takip etmiştir. Artık bu soruların muhatabı, denetim ve gözetim sorumluluğunu taşıyan makamdır. Kamuoyunun görmek istediği şey fotoğraf kareleri, protokol ziyaretleri ya da genel geçer açıklamalar değil; açık, somut ve hesap verebilir adımlardır.
TEMİZELLERİN ORTAYA ÇIKARDIĞI BELGELİ HABER DOSYALARINDA BAZILARI
“YASAKLI” FİRMA 257 MİLYON TL’LİK İHALEYİ NASIL ALDI?
Resmî yazıyla “ihale dışı bırakılmalı” uyarısı yapıldığı iddia edilen bir firmaya, 257 milyon TL’lik iş verildiği belgelerle gündeme geldi. Kamu parasının kaderi bir imza ile mi belirlendi?
AYNI ÜRÜN 580 TL, BİR YIL SONRA 280 TL!
Yüksek miktarlı alımlarda fiyatların düşmesi gerekirken, tersine bir tablo ortaya çıktı. Kamu zararı ihtimali ağır. Bu farkın hesabını kim verecek?
DEVLETİN AVUKATI DAVAYA GİRMEZSE, DEVLETİN HAKKINI KİM SAVUNACAK?
Kurum avukatlarının bazı duruşmalara girmediği iddiaları, devlet alacaklarının sahipsiz bırakıldığı şüphesini doğurdu. Bu ihmal mi, yoksa daha derin bir zafiyet mi?
42 FİRMALIK “TOPLU VAZGEÇME” LİSTESİ
Devlet alacaklarından topluca vazgeçildiği iddia edilen dosyada, hangi firmadan kaç TL’den vazgeçildiği sorusu hâlâ yanıtlanmış değil. Gerekçesi yazılmamış bir vazgeçme, kamu yararıyla nasıl açıklanır?
657 SAYILI YASA RAFA MI KALDIRILDI?
Kamu maaşı alan bazı avukatların kazanç getirici faaliyet yürüttüğü iddiaları, yalnızca etik değil, açık mevzuat sorunudur. Devlet memurluğu ile ticari kazanç bir arada olabilir mi?
KURUM BİNASINDA MESAi SAATİNDE EĞLENCE
Kamu ciddiyetiyle bağdaşmadığı ileri sürülen görüntüler, disiplin ve yönetim anlayışını tartışmaya açtı. Devlet kurumu, kamu sorumluluğuyla mı yönetiliyor?
6 MİLYARLIK YEMEK İHALESİ
Kendi yemek parasını dahi denetleyemediği iddia edilen bir yönetim, 6 milyarlık ihaleyi nasıl denetledi? Bu soru kamu adına sorulmaktadır.
241 HARD DİSK DOSYASI
Kurum envanterindeki kritik veri depolarının akıbeti, geciken tutanaklar ve adli mercilere geç bildirim iddiaları… Bu ölçekte bir veri güvenliği krizi iki satırla kapatılamaz.
ALFA TIP MERKEZİ DOSYASI
Ruhsat sınırlarının aşılıp aşılmadığı, büyük cerrahi işlemlerin mevzuata uygunluğu ve imzalanan feragat protokolleri… Denetim yapıldı mı?
SUSKUNLUK BÜYÜTÜR, ŞEFFAFLIK KÜÇÜLTÜR
Artık bu dosyaların muhatabı bellidir. İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul ve yönetim kadrosu, kamuoyunun karşısına çıkmak zorundadır. Bu kadar belge, bu kadar iddia, bu kadar açık soru ortadayken susmak bir seçenek değildir. Çünkü suskunluk, iddiaları küçültmez; büyütür.
Sayın Müdür, bu şehir cevap bekliyor. 257 milyonluk ihale, 6 milyarlık yemek dosyası, 241 hard disk, toplu vazgeçmeler, hukuk birimindeki tartışmalar, kanser dosyası iddiaları, Alfa Tıp Merkezi soru işaretleri… Bu başlıkların her biri kamu sorumluluğu gerektirir. “Bilmiyorduk” denilecek bir tablo değildir bu. Ya denetim yaptınız ve sonucu açıklayacaksınız, ya da denetim yapmadınız ve bunun hesabını vereceksiniz.
İzmir’de sağlık yönetimi artık bir sınavdadır. Bu sınav, basınla polemik yaparak değil; belgeli, net ve kamuoyunu tatmin eden açıklamalarla verilir.
Bu şehir, reklam kareleri değil; hesap verebilirlik istiyor.
TEMİZELLER sormaya devam edecek. Çünkü mesele kişisel değil; mesele kamu parasının, kamu sağlığının ve kamu vicdanının korunmasıdır.
İzmir halkı artık şu sorunun yanıtını istemektedir:
Gerçekten denetim mi var, yoksa sadece derin bir sessizlik mi?
TEMİZELLER, cevap gelene kadar bu dosyaların peşini bırakmayacaktır.





