İzmir’de sağlık gündemini sarsan dosya, TEMİZELLER’in belgeli ve ısrarlı haberciliğiyle büyüyerek kamuoyunun karşısına kritik bir başlıkla çıktı: Tıp merkezi statüsünde faaliyet gösteren bir kurumda gerçekleştirildiği iddia edilen cinsiyet değiştirme ameliyatı. Genel anestezi altında yapılan bu büyük cerrahi işlemin ruhsat kapsamına uygun olup olmadığı sorusu, yalnızca ilgili merkezi değil, denetim mekanizmasının etkinliğini de tartışmaya açtı. Mağdur beyanları, ortaya çıkan belgeler, şikayetten vazgeçme protokolleri ve hekim statüsüne ilişkin soru işaretleriyle adım adım ilerleyen süreçte Temizeller, sağlıkta yetki sınırlarının aşılıp aşılmadığını kamuoyunun gündemine taşıdı; yayımlanan her belge ve yöneltilen her net soru, İzmir’de sağlık alanındaki denetim anlayışını sorgulatan bir kırılma noktası oluşturdu.
İzmir’de aylarca kamuoyunun gündeminden düşmeyen sağlık dosyası yeni bir aşamaya geçti. Alfa Tıp Merkezi, faaliyet gösterdiği İzmir’deki mevcut binasını kapattığını duyurdu. Kurum tarafından yapılan sosyal medya açıklamasında gerekçe olarak binanın depreme dayanıklılığı gösterildi ve faaliyetlerin başka bir şehirde sürdürüleceği bildirildi.
Ancak kamuoyunda sorulan soruların cevabı ise henüz netleşmiş değil, bu gerçekten bir “deprem kararı” mı, yoksa büyüyen sağlık dosyasının sonucu mu?

DOSYA NASIL BÜYÜDÜ?
Temizeller Haber Merkezi’nin aylar süren araştırmalarıyla gündeme gelen iddialar, yalnızca estetik bir memnuniyetsizlik meselesi değildi.
Dosyada öne çıkan başlıklar, doktor olmayan kişiler tarafından işlem yapıldığı iddiaları, tıp merkezi statüsünde büyük cerrahi operasyonlar, ruhsat kapsamı dışına çıkıldığı yönündeki soru işaretleri, operasyon sonrası imzalanan 200 bin TL’lik “şikayetten vazgeçme” protokolü, hekim sözleşmeleri ve çalışma statüsüne ilişkin belirsizlikler, yoğun sosyal medya reklamları ve hastane çağrışımı oluşturan tanıtımlar
Mağdur beyanları, görüntüler ve belgelerle desteklenen haber dizisi İzmir kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Sağlık mevzuatının sınırları ve denetim mekanizmasının etkinliği tartışma konusu olmuştu.

ASIL SORU DENETİM NEREDEYDİ?
Bu noktada gözler doğal olarak İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’ne çevrildi.
Oysa ki yürürlükte olan sağlık mevzuatı, özel sağlık kuruluşlarını düzenli ve etkin biçimde denetlemek, ruhsat kapsamı dışına çıkılması halinde gerekli yaptırımları uygulamak İl Sağlık Müdürlüğü’nün asli göreviydi.
Peki il sağlık müdürlüğü görevini yaptı mı?
Yıllarca süren yoğun reklam faaliyetleri nasıl gözden kaçtı?
Ruhsat sınırlarının aşıldığı iddia edilen işlemler denetlendi mi?
Denetlendiyse kamuoyuna neden şeffaf bir açıklama yapılmadı?
Tespit edilen bir aykırılık varsa neden yıllarca sürdü?
Bu soruların hiçbirine net ve doyurucu bir yanıt verilmiş değil.
Bir sağlık kuruluşunun şehir değiştirmesi tek başına bir suç ikrarı değildir. Ancak böylesine ağır iddiaların ardından gelen bir kapanış kararı, denetim sisteminin zamanında ve etkin çalışıp çalışmadığına dair ciddi kuşkular doğuruyor.
BİR DÜŞÜNÜN… YA TEMİZELLER OLMASAYDI?
Bu dosyada ortaya çıkan en sarsıcı gerçek, eğer TEMİZELLER bu sürecin üzerine kararlılıkla gitmemiş, mağdur beyanlarını ciddiyetle dinleyip belgeyle desteklememiş, ruhsat sınırlarından hekim sözleşmelerine, şikayetten vazgeçme protokollerinden denetim sorularına kadar her ayrıntıya hassasiyet ile yaklaşmamış olsaydı, İzmir’de kaç kişi daha aynı kapıdan içeri girecek, aynı risklerle baş başa kalacaktı? Bu süreçte gazetecilik yalnızca bir haber yayımlamadı; kamu adına sorumluluk üstlendi, sorulması gereken soruları sordu ve suskun bırakılmak istenen noktaları görünür kıldı. Yayımlanan her belge, yöneltilen her net soru ve sürdürülen ısrarlı takip, sağlık alanındaki denetim boşluğunu açığa çıkardı; kamuoyunu bilgilendirdi, tartışmayı büyüttü ve nihayetinde İzmir’deki faaliyetlerin sona ermesiyle sonuçlanan bir süreci tetikledi. Bugün gelinen noktada, bu dosya yalnızca bir sağlık tartışması değil; kamu yararı için yapılan ısrarlı, cesur ve belgeli gazeteciliğin somut bir örneği olarak hafızalara kazındı.
Temizeller Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Tübcel, açıklamasında süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Bu dosya sıradan bir kurum haberi değil, açık bir denetim testidir. Bir tıp merkezinde genel anestezi altında cinsiyet değiştirme ameliyatı yapıldığı iddiası gündeme geliyor, ruhsat sınırları tartışılıyor ve buna rağmen uzun süre sessizlik hakim oluyorsa, yalnızca uygulamayı yapanlar değil, denetim sorumluluğunu taşıyanlar da sorgulanır. Temizeller olarak bizim odağımız kişisel itibarlar değil, kamu yararıdır. Belgeler ortaya kondu, mağdurlar konuştu, sorular net biçimde soruldu ve cevapsız bırakılan her başlık kamu vicdanında büyüdü. İzmir’de bir tabelanın inmiş olması meselenin kapandığı anlamına gelmez; asıl mesele sağlıkta yetki sınırlarının, denetim mekanizmasının ve kamu otoritesinin sorumluluğunun test edilmesidir. Temizeller sorgulamaya, belgelemeye ve takip etmeye devam edecektir. Çünkü konu bir tabela değil, doğrudan insan hayatıdır. “dedi.
İŞTE ALFA TIP MERKEZİNDEN İÇİNDE SORU İŞARETLERİ BARINDIRAN SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMI;




