Temizeller programı bu hafta hem İzmir’de hem de Sağlık Bakanlığında gündemi değiştiren ve bir anda tüm gözleri İzmir’e çeviren bir yayınla ekrana geldi.
Usta gazeteci Ahmet Tübcel, canlı yayının açılışında şu ifadeleri kullandı:
“Aylarca sahada çalıştık, belgeleri taradık, onlarca kişiyle görüştük. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarihinin en büyük soygununu ve milli güvenlik skandalını ortaya çıkardık.”
Ortaya çıkan tablo, İl Sağlık Müdürlüğünde veri güvenliği yaklaşımında da ciddi bir çöküş olduğunu gösterdi.
2 KOLİ İÇİNDE 241 HARDDİSK, ARACA TAŞINIRKEN YAKALANIYOR!
Tübcel’in anlatımına göre:
İzmir İl Sağlık Müdürlüğünde uzun yıllardır bilgi işlem biriminde çalışan, sürekli işçi statüsündeki U.U., 2024 Ocak ayının başında İki büyük koli içinde, toplam 241 adet bilgisayar hard diskini kurum binasından dışarı çıkarıp kendi aracına yüklerken, güvenlik personelinin dikkatiyle suçüstü yakalandı.
Tübcel bu anı yayında şu sözlerle aktardı;
“İki koli içinde 241 harddisk… İzmir İl Sağlığının hafızası. Güvenlik görevlisi fark etmese adam bunları alıp gidecekti. Bu olay sadece hırsızlık değildir, devletin hafızasının çalınmasıdır.” dedi
Tübcel programın en can alıcı sorusunu sorarak “bu kişi uzun yıllardır bilgi işlem servisinde çalışıyormuş bu yakalandığı ya yakalanmadığı zamanlarda neler götürdü? Dedi.
Ancak şüpheli yakalandıktan sonra skandal daha vahim bir boyut kazandı.
POLİS YOK, SAVCI YOK, ARAMA YOK, EL KOYMA YOK
Tübcel’in altını defalarca çizdiği en vahim nokta şu oldu:
Valilik makamı bilgilendirilmedi, Kaymakamlık makamı bilgilendirilmedi, Polise haber verilmedi, Cumhuriyet Savcılığı bilgilendirilmedi, Şüpheli U.U.’nun evi ve aracı aranmadı, Telefonuna el konulmadı, HTS, baz istasyonu, kamera ve turnike kayıtları incelenmedi, Log kayıtları incelenmedi.
Tübcel canlı yayında sözlerini şöyle sürdürdü,
“Bu açık ve net suçüstüdür. Polis orada olacaktı, savcı bilgilendirilecekti. Bunların hiçbiri yapılmamış. Olay muhakkike havale edilmiş, savcıdan saklanmış.” 241 hard disklik bir vakada adli sürecin başlatılmaması, skandalı sadece kurum içi bir sorun olmaktan çıktı; devlet düzeni açısından kırmızı alarma dönüştürdü.
MUHAKKİK SKANDALI, SİBER SUÇ DOSYASINA HASTANE MÜDÜRÜ ATANIYOR
İl Sağlık Müdürlüğü olaydan sonra konuyu idari soruşturma kapsamında ele aldı. Ancak burada ikinci bir skandal ortaya çıktı:
Dosya, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Destek Kalite Hizmetleri Müdürü Celalettin Uzun’a verildi.
Tübcel yayında bu atamayı sert ifadelerle eleştirdi:
“Siber suçlardan anlamayan, teknik yeterliği olmayan bir hastane müdürüne 241 harddisk dosyası teslim ediliyor. Celalettin Bey, bu görevi nasıl kabul ettiniz? ‘Bu konu teknik bilgi gerektirir, inceleyemem’ demeniz gerekirdi.”
Hazırlanan raporda olay:
4857 sayılı İş Kanunu kapsamında, “işçi kusuru” gibi ele alındı.
Kamu maliyesi, 5018 sayılı Kanun, TCK 257 – 279 – 281 gibi maddeler tamamen görmezden gelindi.
Tübcel’in eleştirisi açıktı:
Raporda “adli mercilere gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir” diye yuvarlak bir ifade var. Neden açık açık “İZMİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMASINA” demediniz? Olayı muğlak cümleler ile yumuşak kelimeler kullanarak geçiştirdiniz, olayı neden basite indirgeyip kapatmaya çalıştınız? Bu korku nedir?”
“BU DOSYA TEK BİR İŞÇİYE YÜKLENEMEZ”
ORGANİZE YAPI ŞÜPHESİ BÜYÜYOR…
Tübcel canlı yayında şu soruları birbiri ardına sıraladı:
“Bu kişi 9 yıldır orada çalışıyor. Daha önce neler götürdü?” “241 harddiski tek başına mı taşıdı?” “Bu işlemden önce ve sonra kimlerle görüştü?” “Telefon kayıtları neden incelenmedi?” “HTS ve kamera kayıtları neden alınmadı?” “Bu kurumda organize bir ekip mi var?”
Tübcel’in yorumu netti:
“241 harddisk, 241 bilgisayar demektir. Bu tek başına yapılacak bir şey değildir. Bu kesinlikle organize bir yapıdır.”
YENAL DUĞRAL’A SERT ÇAĞRI!
“İSTİFA ET, O MAKAMI HAK ETMİYORSUN!”
Tübcel en sert çıkışını, olay sırasında Destek Hizmetleri Başkanı olan Yenal Duğral için yaptı:
“Bilgi işlem birimi size bağlı. 241 harddisk dışarı çıkıyor, siz hala koltuktasınız. Bu göreve layık değilsiniz. İstifa etmenizi istiyoruz.”
Ayrıca skandalın mülki idareden gizlenmesini de sert dille eleştirdi:
“Valinin haberi yok, kaymakamın haberi yok. Başsavcının haberi yok, emniyet müdürünün haberi yok Böyle bir şey olabilir mi? Bu tam anlamıyla kurumsal çöküş ve tarihi skandaldır.”
YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜNE NET MESAJ!
“DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR”
Tübcel yayında mevcut İl Sağlık Müdürü Ayhan Kula'ya da seslendi:
“Olay sizin döneminizde olmadı ama bu pisliği temizlemek sizin göreviniz. madem il müdürü olarak atandınız bu kurumun itibarını siz toparlayacaksınız.”
Bu ifade, dosyanın kapanmasına izin verilmeyeceğinin en net mesajıydı.
HARDDİSKLERDE NE VARDI?
“BU SADECE HIRSIZLIK DEĞİL, DEVLET GÜVENLİĞİ MESELESİ”
Tübcel harddisklerin içeriğine dair şu ihtimalleri sıraladı:
Savcılık yazışmaları, İhale dosyaları, Log kayıtları, Gizli resmî yazışmalar, Personel özlük bilgileri, Muhasebe birimi para hareketleri, soruşturma dosyaları, savcılık koruma kararları, Protokolün ve İzmirlilerin sağlık bilgileri, diyerek;
Ardından şu çok sert soruyu sordu:
“Bu bilgiler yabancı servislerin eline mi geçmek üzereydi? Bugün bunu bilmiyoruz ama bu ihtimal bile uykuları kaçırmaya yeter.”
MAL VARLIĞI ÇAĞRISI VE SIRADAKİ DOSYALAR
Tübcel programın sonunda Yenal Duğral’a bir kez daha seslendi:
“Haftalardır mal varlığını açıkla diyorum. Açıklayamıyorsun. Gerekirse ben açıklayacağım.
Ayrıca Şehir Hastanesi Başhekimi Orhan Gökalp için hazırlanan dosyanın da yakında yayınlanacağını duyurdu:
“Şehir Hastanesi dosyasının yüzde yetmişi hazır. Bir yere kaçmak yok çünkü devletin ve milletin parasını kullanıyorsunuz. Siz başhekimsiniz bu millete hesap vereceksiniz. Her hafta kamu zararlarını belgeleriyle açıklayacağım.” Az sabredin dosyanın kapağını yakında açacağız
BU DOSYA KAPANMAYACAK…
Programın finali bir uyarı değil; adeta bir manifesto niteliğindeydi:
“Bu dosya burada kapanmayacak. Celalettin Bey’e ayrı, Yenal Bey’e ayrı, Emre Erkuş’a ayrı bölümler gelecek. Kim kamuya zarar verdiyse hepsini tek tek haber boyutlarıyla ekranlara getireceğiz. Allah nefes verdikçe bu dosyayı kapattırmayacağız. Dedi
Ve Temizeller ’in değişmez ilkesini bir kez daha hatırlattı:
“Biz bu ülkede beytül-mala dokunan kim varsa karşısına çıkacağız. Belgesiz konuşmuyoruz, bu dosya artık İzmir’in değil, Türkiye’nin dosyasıdır.”


İŞTE İZMİR'İN GÜNDEMİ SARSAN O CANLI YAYIN:

