Devlet hastanesinde yapılan görüntüleme işlemlerinin özel merkez faaliyeti gibi gösterilerek SGK’ya faturalandığı iddiası, kamu kaynağının iki ayrı kanaldan zarara uğratılmış olabileceği şüphesini gündeme taşıdı. İddialar doğruysa; kamuya ait cihazın kullanım maliyeti devlet bütçesinden karşılanırken, aynı işlem için SGK üzerinden ayrıca ödeme alınmış olabileceği ihtimali ortaya çıkıyor. Bu durum yalnızca idari bir tartışma değil; kamu zararı, faturalama süreci ve denetim mekanizmaları açısından ciddi sorular barındırıyor.

TEMİZELLER’in ilk iki bölümde ortaya koyduğu bulgular, kamuya ait bir cihazın özel merkez faaliyetleriyle nasıl iç içe geçtiğine işaret etmişti. Dosyanın üçüncü bölümünde ise meselenin en kritik boyutu ele alınıyor: Devlet cihazında yapılan işlemler hangi kayıtlarla SGK sistemine işlendi ve faturalama süreci nasıl yürütüldü?

Mevzuat açıktır. Devlet hastanesinde, devlete ait bir cihazda gerçekleştirilen görüntüleme işlemi, kamu hizmeti kapsamında değerlendirilir ve buna göre kayıt altına alınır. Bu işlemin bedeli ya kamu bütçesi içinde karşılanır ya da ilgili kamu mevzuatı çerçevesinde tahsil edilir. Devlet cihazında yapılan bir işlemin, özel merkez faaliyeti gibi gösterilmesi, ciddi bir hukuki sorun doğurur.

İddialara göre, Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, devlete ait tomografi cihazlarında gerçekleştirilen bazı görüntüleme işlemleri, Özel Ege Onkoloji Merkezi’nin özel hasta hizmetleri kapsamında değerlendirilerek faturalandı. Başka bir ifadeyle; işlem devletin cihazında yapıldı, ancak bedeli özel merkez faaliyeti gibi gösterilerek SGK’ya yönlendirildiği ileri sürülüyor.

Bu iddia doğrulanırsa ortaya çıkan tablo nettir:
Devlet, aynı işlemde iki ayrı noktadan zarara uğratılmış olabilir.

TEMİZELLER KANSER ÇETESİNİN PEŞİNİ BIRAKMIYOR, İZMİR–AYDIN HATTI MERCEK ALTINDA!
TEMİZELLER KANSER ÇETESİNİN PEŞİNİ BIRAKMIYOR, İZMİR–AYDIN HATTI MERCEK ALTINDA!
İçeriği Görüntüle

DEVLET HASTANESİNİN KAYNAĞI KAMU ZARARI OLUŞTURUYOR!

İlk zarar kalemi, devlet hastanesinin doğrudan katlandığı maliyetlerdir. Devlete ait tomografi cihazının çalışması için kullanılan, Elektrik, Su, Sarf malzemeleri, Teknik bakım ve onarım, Personel emeği, Cihazın amortisman giderleri tamamı kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu giderlerin, özel bir merkezin hasta hizmeti için kullanılması halinde, devlet hastanesinin karşılıksız bir mali yük üstlendiği iddiası gündeme gelmektedir.

D S C F2452 3E67Ca2F 6D21 42Ad 8180 294F39A5F931

İKİNCİ ZARAR, SGK BOYUTU

İkinci ve daha ağır zarar kalemi ise SGK üzerinden oluştuğu ileri sürülen mali tablodur. Devletin cihazında gerçekleştirilen bir görüntüleme işleminin, özel merkez faaliyeti gibi gösterilerek SGK’ya fatura edilmesi durumunda, kamu kaynağının ikinci kez zarara uğratıldığı ihtimali ortaya çıkmaktadır.

Bu noktada yanıt bekleyen sorular ise şunlardır:

Devlet hastanesinde yapılan bu işlemler hangi hasta kayıtlarıyla SGK sistemine işlendi?

Faturalama hangi merkez adına ve hangi işlem kodlarıyla yapıldı?

SGK, bu işlemlerin gerçekten özel merkezde yapıldığı varsayımıyla mı ödeme yaptı?

Devlet hastanesinde çekilen görüntülerle SGK’ya bildirilen işlemler arasında bir uyumsuzluk bulunuyor mu?

Bu soruların yanıtı, dosyanın artık idari sınırların dışına taşarak cezai boyuta ulaştığını göstermektedir.

"KANSER ÇETESİ" NE OLDU? İZMİR HALKI CEVAP BEKLİYOR, MÜDÜR BEY!
"KANSER ÇETESİ" NE OLDU? İZMİR HALKI CEVAP BEKLİYOR, MÜDÜR BEY!
İçeriği Görüntüle

Unnamed (1)-2

LOJİSTİK VE ERİŞİM ZİNCİRİ, NASIL MÜMKÜN OLDU?

Dosyada yanıtlanması gereken bir diğer kritik başlık ise lojistik ve erişim zinciridir. İddialara göre, Özel Ege Onkoloji Merkezi’ne ait servis araçları, Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi kampüsüne düzenli biçimde giriş yaptı. Bu araçlarla hem devlet hastanesine ait hastaların alınıp götürüldüğü hem de özel merkezden tomografi çekimi için yönlendirilen hastaların devlet hastanesine getirildiği öne sürülüyor.

Bir devlet hastanesinde, özel bir sağlık kuruluşuna ait servislerin bu denli serbest biçimde hareket edebilmesi; güvenlikten hasta kabul birimlerine, klinik servislerden hastane yönetimine kadar birden fazla onay ve bilginin varlığını gerektirir. Bu nedenle kamuoyunun yanıt beklediği soru nettir: Özel bir merkeze ait servisler hangi izinlerle ve kimlerin bilgisi dahilinde hastanenin içine kadar girebilmiş, hastalar hangi yetkiyle bu araçlara bindirilmiştir? Bu hareketliliğin neden sorgulanmadığı, dosyanın en kritik başlıklarından biri olarak durmaktadır.

KAYITLAR NE SÖYLÜYOR?

Uzmanlara göre bu tür bir uygulamanın tespiti, geriye dönük olarak, Hastane PACS ve HBYS kayıtlarının, Hasta sevk ve kabul listelerinin, Cihaz kullanım loglarının, SGK MEDULA faturalama verilerinin karşılaştırılmasıyla mümkündür. Bu kayıtlar, görüntüleme işleminin nerede yapıldığını ve hangi merkez adına faturalandığını açık biçimde ortaya koyabilecek niteliktedir.

SAĞLIKTA SİYAH KARA PERDE YIRTILDI: “KANSER ÇETESİ” İDDİASI TÜRKİYE’Yİ AYAĞA KALDIRDI
SAĞLIKTA SİYAH KARA PERDE YIRTILDI: “KANSER ÇETESİ” İDDİASI TÜRKİYE’Yİ AYAĞA KALDIRDI
İçeriği Görüntüle

KİM, NE ZAMAN FARK ETTİ?

Dosya bu noktada artık yalnızca “nasıl oldu” sorusunu değil, “kim fark etti, ne yaptı” sorusunu da gündeme getirmektedir. Çünkü devletin cihazında yapılan bir işlemin, özel merkez faaliyeti gibi faturalandırılması iddiası, birden fazla aşamada kontrol edilmesi gereken bir süreci ifade etmektedir.

Bu süreçte, Hastane kayıt birimleri, Radyoloji ve klinik servisler, Hastane yönetimi, İl düzeyindeki denetim mekanizmaları, SGK kontrol ve ödeme sistemleri ayrı ayrı sorumluluk alanlarına sahiptir.

Dosya 4449 1920 900 Copy

DOSYA BURADA KAPANMIYOR!

TEMİZELLER’in ulaştığı bilgi ve belgeler, bu başlıkların tamamının ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Dosya artık bir ihale tartışması değil; kamu kaynaklarının iki ayrı kanaldan nasıl zarara uğratıldığına ilişkin ciddi iddiaları içeren bir kamu yararı dosyasıdır.

Bu nedenle konu artık tek bir hastane ya da özel bir merkezle sınırlı bir tartışma olmaktan çıkmış durumda. Dosya, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı ve denetim mekanizmalarının işleyip işlemediği sorusunu doğrudan gündeme taşıyor.