"KUDUZ… ADINI DUYUNCA ÜRPERİYORUZ ..."

Kuduz…
Adı geçince insanın içi ürperiyor ama iş günlük hayata gelince çoğumuzun refleksi aynı,
“Bir şey olmaz.” İşte en büyük hata tam da burada başlıyor.

Kuduz öyle bir hastalık ki;
belirti verdikten sonra geri dönüşü yok.
Ne ilacı var ne telafisi.
Sinir sistemine bir kez yerleşti mi, geriye sadece “keşke” kalıyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Salya akıtan köpeği görüyoruz,
saldırganlaşan hayvanı fark ediyoruz,
yutkunamayan, garipleşen hayvanla karşılaşıyoruz…
Sonra omuz silkip geçiyoruz.

“Bize bir şey olmaz” diyoruz. Kuduz tam da bu rahatlığın içinden vuruyor insanı.

Şüphe varsa, kahramanlık yapmayacaksın

Bakın bunu özellikle söylüyorum:
Salya akıtan, durduk yere saldıran, yutkunamayan ya da sebepsiz yere ısıran bir hayvan gördüğünüzde;

Dokunmayacaksınız.
Sevmeye kalkmayacaksınız.
“Bir şey olmaz” cümlesini ağzınıza almayacaksınız.

Bu cesaret değil, bilinçsizliktir.
Kuduz temasla değil; ısırıkla ve salyayla bulaşır.

Devlete haber vermek muhbirlik değil, insanlıktır

Yapılacak şey çok net, Veteriner hekime, Tarım ve Orman Müdürlüğüne, Sağlık birimlerine…Derhal bildireceksiniz.

Bu bir “ihbar” değil.
Bu, bir mahallenin, bir sokağın, bir çocuğun hayatını korumaktır.

Bir kişi susarsa, bedelini onlarca insan ödeyebilir.

Isırık varsa, saniyeler bile kıymetlidir

Kuduz şüphesi olan bir hayvan;
Isırdıysa,
Tırmaladıysa,
Açık bir yaraya salyası değdiyse…

Beklemek yok.
“Bir şey olmaz” yok.
“Yara küçük” yok.

Derhal en yakın sağlık kuruluşuna gidilecek.

Şunu açık açık söyleyelim:
“Yara küçüktü” diyenlerin hikâyesi çoğu zaman mezarlıkta bitiyor.

Aşısız hayvan sadece hayvan değildir

Sokakta aşısız dolaşan bir hayvan sadece kendisi için risk değildir.
Çocuklar için risktir.
Yaşlılar için risktir.
Herkes için risktir.

Ama çözüm hayvan düşmanlığı değil.
Çözüm; aşılama, denetim ve bilinçtir.

Kuduz,
“Bana bir şey olmaz” diyenlerin hastalığıdır.
Bilinçsizlikle beslenir, sessizlikle büyür.

Bugün salya akıtan bir hayvana gözünü kapatanlar,
yarın bir çocuğun tabutuna bakmak zorunda kalabilir.

O yüzden diyorum ki:

Kuduzdan korkma.
Bilgisizlikten kork.
Geç kalmaktan kork.

Bu yazı bir kişiyi bile durdurup düşündürdüyse,
bir kişiyi bile doğru zamanda doğru yere götürdüyse,
görevini yapmıştır.

Yarın benim adını “KOCAKAFA” koyduğum köpeğimi anlatacağım sizlere…