İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde FETÖ/ PYD terör örgütünün yöntemlerini hatırlatan ve beş ay saklandıktan sonra ortaya çıkan gizli ses kaydı eğitim camiasında adeta deprem etkisi yarattı.
Savcılık dosyasına yansıyan beyana göre Temel Eğitimden sorumlu İl Müdür Yardımcısı Hasan Vermez, bir gazeteciyle yaptığı telefon görüşmesini gizlice kayıt altına aldı. Ancak asıl tartışma yaratan nokta, bu kaydın yaklaşık beş ay boyunca saklandıktan sonra savcılığa sunulmuş olması.
Ancak eğitim camiasında konuşulan bir başka soru ise, Hasan Vermez ‘in yalnızca bu görüşmeyi mi kayıt altına aldığı, yoksa başka kişiler ile görüşmelerin de benzer şekilde kaydedilip kaydedilmediği bilinmiyor. Bu konuda herhangi bir resmi açıklama yapılmazken, konunun hala gizemliğini koruduğu ifade ediliyor.
Eğitim kurumlarının yönetildiği bir makam katında ortaya çıkan bu tablo, Türkiye’nin geçmişte kasetler ve gizli ses kayıtları üzerinden yaşadığı büyük krizleri yeniden gündeme taşıdı.
TÜRKİYE BU FETO TAKTİKLERİNİ DAHA ÖNCE GÖRDÜ
Türkiye yakın tarihinde gizli ses kayıtları ve “tape” operasyonları üzerinden yürütülen birçok tartışmalı sürece tanıklık etti. Özellikle FETÖ/ PDY TERÖR ÖRGÜTÜNÜN 2010’lu yıllarda devletin en kritik kurumlarını hedef alan yasadışı dinleme ve kayıt skandalları uzun süre ülke gündemini meşgul etti. OSLO GÖRÜŞMELERİ sürecinde dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan üzerinden yaşanan kriz, devletin güvenlik politikalarının gizli kayıtlar üzerinden tartışmaya açıldığı bir dönemin kapısını araladı. Ardından 17–25 Aralık sürecinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok siyasetçi, bürokrat ve iş insanına ait olduğu iddia edilen telefon konuşmalarının “tape” adı altında kamuoyuna servis edilmesi Türkiye’de büyük bir siyasi ve kurumsal sarsıntıya yol açmıştı.
O dönem ortaya çıkan tablo, gizli ses kayıtlarının yalnızca bireyleri değil, devletin en üst kademelerini bile hedef alabilecek bir araç olarak kullanılabildiğini gösterdi. Yasadışı dinleme iddiaları, montaj tartışmaları ve gizli kayıtların aylar sonra servis edilmesi gibi yöntemler uzun süre kamuoyunda tartışıldı ve bu süreç Türkiye’nin yakın siyasi tarihine “kaset ve tape operasyonları” olarak geçti.
Bu nedenle kamu gücü kullanan bir yöneticinin gizli kayıt gibi yöntemlere başvurması basit bir tartışma olarak görülemez. Türkiye, kasetler ve gizli ses kayıtları üzerinden yürütülen operasyonların devleti nasıl sarsabildiğini, siyaset kurumunu nasıl krize sürüklediğini ve toplumda nasıl derin güvensizlik yarattığını geçmişte çok ağır bedeller ödeyerek öğrendi.
İZMİR MEM’DE GİZLİ SES KAYDI TARTIŞMASI SONRASI KURUMDA GÜVEN KRİZİ
İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde son haftalarda kulislerde konuşulan gelişmeler, kurum içinde ciddi bir güven tartışmasını beraberinde getirdi. İzmir MEM’de gizli ses kaydı tartışması giderek büyürken, Temel Eğitimden sorumlu İl Müdür Yardımcısı Hasan Vermez ‘in bir gazeteciyle yaptığı telefon görüşmesini gizlice kayıt altına aldığına ilişkin savcılık dosyasına yansıyan beyanın kurum içinde hem gerilimi artırdığı hem de güven tartışmasını tetiklediği ifade ediliyor.
TEMİZELLER’in savcılık kayıtlarından elde ettiği bilgilere göre Hasan Vermez ‘in aldığı belirtilen ses kaydını yaklaşık beş ay boyunca arşivinde tuttuğu, bu süre zarfında herhangi bir resmi başvuruda bulunmadığı ve kendi kurumunu dahi bilgilendirmediği, daha sonra savcılığa sunduğu ifade ediliyor. Bu durum ise eğitim camiasında dikkat çeken yeni bir soruyu gündeme taşıdı.
Eğer ortada gerçekten hukuka aykırı bir durum olduğu düşünülüyorsa, söz konusu gizli ses kaydı neden olayın hemen ardından resmi mercilere sunulmadı? Neden yaklaşık beş ay boyunca herhangi bir işlem yapılmadan bekletildi? Bu sorunun yanıtı, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde ortaya çıkan tartışmanın seyrini belirleyebilecek en kritik noktalardan biri olarak değerlendiriliyor.
İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, büyüklüğü ve sorumluluk alanı itibarıyla kentin en kritik kamu kurumlarından biri olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 900 bin öğrenciyi, 60 bine yakın öğretmeni ve binlerce eğitim çalışanını bünyesinde barındıran bu devasa yapı, İzmir Valiliği’nden sonra kentin en büyük kamu organizasyonu olarak gösteriliyor. Temel Eğitimden sorumlu İl Müdür Yardımcısı Hasan Vermez ise bu yapının en kritik üst düzey yönetim kadrolarından birinde görev yapıyor. Başka bir ifadeyle, İzmir’de anaokulu, ilkokul ve ortaokul kademesinde eğitim gören yaklaşık 450 bin öğrenci ile on binlerce öğretmenin idari sorumluluğu bu makamın uhdesinde bulunuyor. Böylesine geniş bir sorumluluk alanına sahip bir yöneticinin
Türkiye’nin geçmişte FETÖ/PDY yapılanmasının yasadışı dinleme ve gizli kayıt skandallarıyla sarsıldığı dönemleri hatırlatan bu tür bir yöntemle bir kamu yöneticisinin anılması, eğitim camiasında ‘bu ölçekte bir kamu görevinde bulunan bir yöneticiden beklenen yönetim anlayışı bu mu?’ sorusunu da beraberinde getiriyor.
TELEFON GÖRÜŞMESİ İÇERİĞİNDE “DEVLET OKULUNA ÖĞRENCİ KAYDI” DETAYI
Savcılık dosyasına yansıdığı belirtilen beyanlarda söz konusu telefon görüşmesinin içeriğine ilişkin bazı ayrıntıların da yer aldığı ileri sürülüyor. Buna göre Hasan Vermez ‘in görüşmede Karşıyaka’da devlet okulu olan bir ilkokula iki öğrencinin kaydı ile ilgili olarak arandığını ifade ettiği belirtiliyor. Ancak görüşmenin içeriğinden çok, görüşmenin gizli şekilde kayıt altına alındığı yönündeki durumun kurum içinde ayrı bir tartışmanın kapısını araladığı ifade ediliyor.
“ACABA BİZİM SESİMİZ DE Mİ KAYDEDİLİYOR?”
Kurum içinde konuşulanlara göre gizli ses kaydı meselesi kısa sürede müdürlük koridorlarında kulaktan kulağa yayıldı. Bu durumun bazı çalışanlar arasında “acaba bizim görüşmelerimiz de gizlice kayıt altına alınıyor mu?” şeklinde bir endişe ve kanaat oluşturduğu dile getiriliyor. Kurum kaynakları, bu gelişmenin yöneticilerle yapılan görüşmelerde daha tedirgin bir iletişim ortamı doğurduğunu ve müdürlük bünyesinde hissedilir bir güvensizlik atmosferi yarattığını ifade ediyor.
Eğitim camiası kaynakları ise, bir kamu kurumunda üst düzey yöneticilerin yaptıkları telefon görüşmelerini habersizce gizlice kayıt altına almaları yönündeki iddiaların yayılmasının dahi tek başına ciddi bir güven sorunu yaratabileceğine dikkat çekiyor. Müdürlük içinde konuşulan bu iddiaların artık yalnızca bireysel bir tartışma olmaktan çıktığı, müdürlük bünyesinde belirgin bir güvensizlik iklimi oluşturduğu ve bu durumun kurum içi çalışma barışı ile yönetsel iletişimi doğrudan etkileyen bir mesele haline geldiği ifade ediliyor.
Konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz TEMİZELLER Genel Yayın Yönetmeni, usta gazeteci Ahmet Tübcel ise sürecin yargıya intikal ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İl Müdür Yardımcısı Hasan Vermez ’in telefon görüşmesini gizlice ve rızası dışında kayıt altına aldığı bu konuyla ilgili savcılığa yapılan başvurular hakkında şu aşamada yorum yapmam doğru olmaz. Zira konu şu anda Türk yargısının önündedir ve bağımsız Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülen bir süreç söz konusudur. Yargı aşamasında bulunan bir dosya hakkında değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını düşünüyorum.”
“Bir kamu kurumunda yöneticilerle yapılan görüşmelerin gizlice kayıt altına alındığı yönündeki bir tartışmanın ortaya çıkması, eğitim camiasında yalnızca bir iddia olarak görülmüyor. Çünkü geçmiş dönemde Türkiye, FETÖ/ PDY TERÖR ÖRGÜTÜNÜN kasetler ve gizli ses kayıtları üzerinden yürüttüğü yöntemlerin devlet kurumlarını nasıl sarsabildiğini geçmişte çok ağır bedeller ödeyerek öğrendi. Bu nedenle İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde yaşanan bu gelişmenin yalnızca bir ses kaydı tartışması değil, aynı zamanda kurum içi güven, iş barışı, huzur ve yönetsel iletişim açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir mesele olduğunu düşünüyorum.”
Öte yandan Tübcel sözlerini şöyle bitirdi, “İzmir’de görev yapan bir gazeteci olarak İl Müdür Yardımcısı Hasan Vermez ‘in ve bunun yanı sıra tüm kamu yöneticilerinin yönetimsel olarak sorumlu olduğu birimlerde yapılan iş ve işlemlerde gördüğümüz ve tespit ettiğimiz yanlışlıkları ve usulsüz iş ve işlemleri kamu yararına eleştiriyoruz. Bu bizim en doğal ve meşru hakkımızdır. Çünkü gündeme getirdiğimiz tüm konular belgeli ve kamu yararı taşıyan meselelerdir. Basının görevi de tam olarak budur; kamu adına soru sormak, yapılan işlemleri denetlemek ve kamuoyunu bilgilendirmektir. Gazeteci Tübcel konuyla alakalı Milli Eğitim Bakanlığının ilgili birimlerini bilgilendirdiklerini ve sonucunu beklediklerini ve gerekirse konuyu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüşeceklerini belirti. "
Whatsapp ihbar hattı: 0533 263 43 78
Mail İletişim: [email protected]



