Anaokulları ve çocuk kulübü denetim listelerinde adı çok sık geçen isimlerden biri olarak öne çıkan Hasan Vermez ile ilgili dikkat çekici bir tablo oluşmuş durumda. Listelere yansıyan kayıtlara göre, ortalama haftada birden fazla denetime katıldığı görülen Vermez ’in bu yoğunlukta bir denetim trafiğini fiilen nasıl yürüttüğü sorusu, eğitim kamuoyunda ciddi biçimde tartışılıyor.
Eğitim Müfettişleri Neden Denetim Listelerinde Yok?
Bu dosyada kamuoyunun dikkatini çeken en kritik ve en rahatsız edici soru şudur: Eğitim müfettişleri neden denetim listelerinde yok? Oysa yürürlükteki mevzuata göre denetim, inceleme ve soruşturma yetkisi doğrudan eğitim müfettişlerine aittir. Bir okulda usulsüzlük iddiası çıktığında, bir çocuk kulübünde mali şüphe doğduğunda ya da kamu zararı ihtimali oluştuğunda ilk çağrılan birim yine müfettişler olmaktadır. Ancak iş “rutin denetim” ve bu denetime bağlı denetim payı dağıtımına gelince, müfettişlerin isimlerinin listelerde yer almaması, ciddi bir sistemsel çelişkiyi ortaya koymaktadır. Denetimi fiilen yapan, raporlayan ve hukuki sorumluluğu taşıyan müfettişler devre dışı bırakılırken; denetim yetkisinin ve parasal karşılığının yöneticiler üzerinden yürütülmesi, “denetim kimin işi, bedelini kim ödüyor?” sorusunu kaçınılmaz hale getirmektedir. Bu tablo, yalnızca bir idari tercih değil; adalet, liyakat ve hakkaniyet tartışmasını da beraberinde getirmektedir.
Beş milyonu aşkın nüfusa sahip İzmir’de, yaklaşık 900 bin öğrencinin, 60 bin öğretmenin ve 4 bin 500 okulun bulunduğu İzmir gibi dev bir eğitim kentinde; temel eğitim gibi en kritik alanlardan sorumlu bir il müdür yardımcısı Hasan Vermez ‘in, haftanın büyük bölümünü denetimlerde geçirdiği iddia ediliyorsa, burada doğal bir mantık sorgusu doğuyor. Zira bu görev sadece denetime gitmeyi değil, aynı zamanda temel eğitim politikalarını planlamayı, okullardan gelen sorunları değerlendirmeyi, ilçe müdürlükleriyle koordinasyonu ve kriz yönetimini de kapsıyor.
Eğitim çevreleri şu soruyu açıkça soruyor, eğer bu denetimler hakkıyla, yerinde, ayrıntılı ve raporlu biçimde yapılıyorsa, temel eğitimden sorumlu bir il müdür yardımcısı Hasan Vermez ’in, neredeyse tüm mesaisini denetim sahalarında geçirmesi gerekmez mi?
Eğer denetimler bu yoğunluğa rağmen yüzeysel yürütülüyorsa, o zaman denetimin ne anlamı var. Denetim listelerinde Hasan Vermez isminin bu kadar sık yazılmasının anlamı nedir? İşte bu noktada, denetimlerin niteliği, raporları ve sonuçları kamuoyu adına daha da kritik hale gelmektedir.
İzmir Eğitim Kamuoyunda giderek yüksek sesle sorulan bir başka kritik soru ise zaman ve öncelik meselesi. Listelere yansıyan bilgilere göre, Hasan Vermez yalnızca hafta içi anaokulu ve çocuk kulübü denetimlerinde değil; hafta sonları MTSK sınavlarında, hafta içi ise Çocuk kulüpleri ve e-sınav uygulamalarında da sıkça görev alıyor.
Eğitim çevrelerinin dikkat çektiği nokta şu, Bu görevlerin tamamı, mevzuat gereği ek gelir sağlayan faaliyetler arasında yer alıyor.
Hal böyleyken, İzmir gibi beş milyonluk bir Büyükşehirde, yaklaşık 900 bin öğrenciyi, 60 bin öğretmeni ve 4 bin 500 okulu kapsayan temel eğitimden sorumlu il müdür yardımcılığı gibi son derece ağır ve stratejik bir asli görevin ne zaman ve ne ölçüde yerine getirildiği sorusu artık kulislerin değil, doğrudan eğitim camiasının ortak gündemi haline gelmiş durumda. Eğitimciler, “Asli görev mi, ek görevler mi?” sorusunun artık net bir yanıt beklendiğini vurguluyor.
Whatsapp ihbar hattı: 0533 263 43 78
Mail iletişim: [email protected]


