TEMİZELLER’in ortaya çıkardığı skandalın ardından köşeye sıkışan İZDENİZ A.Ş., her şeyin "yasal ve bilimsel" olduğunu iddia eden bir basın açıklaması yayımladı.

Ancak gerçekler, kurumun kendi imzaladığı belgelerde ve Bakanlığın sert uyarı yazısında gizli. İşte İZDENİZ ‘in iddiaları ve o iddiaları çürüten belgeli gerçekler...
1. BAKANLIK "ONAY" DEĞİL, "KAÇAK DÖKÜM" DİYOR!
İZDENİZ ‘in İddiası: Sürecin Bakanlık izniyle yürütüldüğünü ve pilot uygulama izni verilen killerin 2025 yılında uygulandığını savunmaktadır.
Belgeli Gerçek: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 25.02.2026 tarihli resmi yazısı bu iddiayı yalanlamaktadır. Bakanlık, belediyeye sadece Bayraklı sahilinde dar bir alan için pilot çalışma izni verildiğini, ancak İZDENİZ ‘in bu izni suistimal ederek Pasaport, İnciraltı ve Liman içi dahil 7 farklı noktaya döküm yaptığını tescillemiştir.
Tokat Gibi Tespit: Bakanlık yazısında bizzat şu ifadeler yer almıştır: “İstenen bilimsel akademik rapor bulunmamaktadır. İzin alınmadan uygulama alanının genişletildiği ve bunun bilimsel dayanağının olmadığı anlaşılmaktadır!”. Bakanlık onay değil, aksine "durdurma ihtarı" ve "ceza uyarısı" göndermiştir.
2. "TEKNİK ÜRÜN" DEDİLER, ŞARTNAMEDEN "KEDİ KUMU" ÇIKTI!
İZDENİZ ‘in İddiası: Uygulanan maddenin analiz ve kalite kontrol süreçlerine tabi bilimsel teknik bir ürün (modifiye kil) olduğunu iddia etmektedir.
Belgeli Gerçek: İZDENİZ ‘in kendi hazırladığı Teknik Şartname Formu’nda malzemenin adı "Sodyumla zenginleştirilmiş kalsiyum bentonit" olarak tanımlanmıştır. Teknik Bilimsel Değerlendirme Raporu ise bu süslü ismin maskesini düşürmüştür: "Doğal Bentonit".

Bilimsel Fark: Teknik rapor, Çinli uzmanların kullandığı gerçek "modifiye kil “in yüzeyi pozitif yükle kaplanmış bir mühendislik ürünü olduğunu, İZDENİZ ‘in döktüğü sıradan bentonitin ise literatürdeki teknoloji ile doğrudan eşdeğer olmadığını kanıtlamıştır.
3. LİYAKAT FACİASI, KÖRFEZİ "EĞİTİMCİLER" KURTARIYOR!
İZDENİZ ‘in İddiası: Çalışmaların bilimsel ve teknik gereklilikler esas alınarak, liyakat ilkeleriyle yürütüldüğünü öne sürmektedir.
Belgeli Gerçek: Teknik Şartname ‘nin son sayfasındaki imza bloğu liyakat faciasını belgelemektedir. Deniz kirliliğiyle mücadele edecek kilin mineralojik ve kimyasal özelliklerini belirleyen teknik şartnamenin altında; bir deniz biyoloğu veya kimya mühendisi yerine, Eğitim Sorumlusu Beray Tuvaç Par ve Eğitim Müdürü Dilan Öner’in imzaları bulunmaktadır. Deniz kirliliğiyle mücadelenin teknik kriterlerini belirlemek uzman mühendisler yerine "Eğitim Birimi “ne bırakılmıştır.
4. "ŞEFFAFLIK" MASALI, TEK TEKLİFLİ İHALEYLE ÇÖKTÜ!
İZDENİZ ‘in İddiası: Alım süreçlerinin şeffaf ve rekabetçi bir ortamda gerçekleştirildiğini savunmaktadır.
Belgeli Gerçek: İhale Sonuç İlanı bu savunmayı yerle bir etmektedir. 2.220.000 TL yaklaşık maliyetli ihaleye sadece 1 teklif verilmiş ve ihale "adrese teslim" şekilde sonuçlanmıştır.

Bariyer Maddesi: Şartnameye eklenen "siparişten sonra 2 gün içinde teslimat" şartı, 400 tonluk bir alım için dışarıdan gelecek firmalara kapıyı kapatan, sadece bölgede hazır stoku bulunan firmayı işaret eden bir maddedir.
5. BİLİMSEL İNTİHAR, KÖRFEZİN DİBİNE "BETON TABUT"!
İZDENİZ ‘in İddiası: Uygulanan yöntemlerin körfez ekosisteminin korunmasına katkı sağladığını iddia etmektedir.
Belgeli Gerçek: Teknik Bilimsel Değerlendirme Raporu tam tersini haykırmaktadır. Rapora göre dökülen bu kil algleri yok etmemekte, sadece denizin dibine transfer etmektedir. Dibe çöken bu kütle çürüyerek oksijeni bitirmekte ve deniz dibindeki yaşamı boğmaktadır. Raporda şu can alıcı uyarı yer almaktadır: “Popülist bir adım yerine bilime dayalı stratejiler kalıcı başarı getirir.”.
Raporun bu bölümünde, kil uygulamasının su yüzeyindeki alg yoğunluğunu kısa süreli olarak azaltabileceği, koku problemini geçici biçimde hafifletebileceği ve görsel bir iyileşme sağlayabileceği ifade edilmektedir. Ancak rapor, bu yöntemin sorunu tamamen ortadan kaldırmadığını; yalnızca askıdaki biyokütlenin su kolonundan dip sedimente taşınmasına yol açtığını vurgulamaktadır. Yani uygulama kalıcı bir temizlik değil, en fazla geçici ve sınırlı bir müdahale aracı olarak değerlendirilmektedir.
Raporun sonuç bölümü, kamuoyuna sunulan pembe tabloyu ciddi biçimde tartışmaya açıyor. Çünkü metinde açıkça, kullanılan malzemenin gerçekten söylendiği gibi “modifiye kil” olup olmadığının teknik olarak netleşmediği, uygulamanın ise ancak kısa süreli bir görünüm düzeltmesi sağlayabileceği belirtiliyor. Yani suyun yüzeyindeki kötü görüntü, koku ve alg yoğunluğu geçici olarak bastırılsa bile, körfeze akan kirletici yük azaltılmadan ekosistemin kalıcı biçimde toparlanması mümkün görünmüyor. Üstelik yöntemin dip yapısına ve bentik yaşama uzun vadede ne tür etkiler bırakacağına dair yeterli izleme verisi de bulunmuyor. Kısacası rapor, bu uygulamayı kalıcı çözüm diye pazarlamıyor; en fazla sınırlı etkili bir acil müdahale aracı olarak tarif ediyor ve kamuoyuna açıklanan “başarı” iddialarının bilimsel olarak ispatlanmadığına işaret ediyor.
6. LİYAKAT VE ZAMANLAMA FACİASI, 16 AY SONRA GELEN "EĞİTİMCİ" İMZALI ACİLİYET!
İZDENİZ ‘in İddiası: "Çalışmalar bilimsel ve teknik gereklilikler esas alınarak, acil müdahale planı kapsamında yürütülmektedir."
BELGELİ GERÇEK: İZDENİZ ‘in kendi yayımladığı Teknik Şartname Formu, kurumsal bir liyakat çöküşünü ve izahı mümkün olmayan bir zamanlama çelişkisini tescil ediyor:
16 Aylık "Acil" Bekleyiş: Şartnamenin 2. maddesinde, işin konusu "20 Ağustos 2024 tarihindeki balık ölümleri ile ilgili acil eylem planı" olarak tanımlanmıştır. Ancak aynı belgenin kapak sayfasında revizyon ve imza tarihi 25.11.2025 olarak görülmektedir. İzmir Körfezi kokudan kırılırken, ekosistem can çekişirken parmağını oynatmayanlar; "acil" dedikleri müdahale için tam 16 ay (460 gün) beklemiştir. Bu durum, ihalenin bir ihtiyaçtan ziyade, belirli bir stokun eritilmesi için "vakti gelmiş bir operasyon" olduğu şüphesini zirveye taşımaktadır.

Denizi Kurtarmak "Eğitimcilere" mi Kaldı?: Bu hayati teknik şartnamenin altındaki imzalar ise liyakat faciasının belgesidir. Deniz kirliliğiyle mücadele edecek kilin mineralojik değerlerini, nem oranını ve Montmorillonit miktarını belirleyen kişilerin unvanları şöyledir: Beray Tuvaç Par (Eğitim Sorumlusu) ve Dilan Öner (Eğitim Müdürü).
Mühendis mi Kalmadı? İzmir Körfezi'nin geleceğini belirleyecek teknik kriterleri, bir deniz biyoloğu, kimya mühendisi veya çevre mühendisi yerine "Eğitim Birimi" personeline yazdırmak; bilimi ve mühendislik disiplinini yok saymaktır. Şartnamenin bir uzmanlık süzgecinden değil, "bir yerlerden gelen talimatla" kağıda döküldüğünün en somut ispatı bu imzalardır.
TEMİZELLER KAMUOYU ADINA HESAP SORUYOR!
Bakanlığın “İzinsiz döküm yapıyorsunuz, bilimsel raporunuz yok!” diye resmi yazı gönderdiği bir süreci neden hala halka “izinli” diye pazarlıyorsunuz?
Deniz altındaki yaşamı oksijensiz bırakarak boğduğunuzu belgeleyen bilimsel rapora neden sessiz kalıyorsunuz?
2024’teki balık ölümleri gerekçesiyle hazırlanan teknik şartnameyi neden konunun uzmanı mühendislere değil de "eğitimcilere" imzalattınız?
İzmir'in geleceğini, denizin dibine "kedi kumu" dökerek boğanlar için hesap vakti yaklaşıyor. Temizeller belgelerle sormaya, gerçekleri haykırmaya devam edecek!
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsnü Kayıkçıoğlu tarafından hazırlanan ve İzmir Körfezi’ndeki uygulamanın ekosistem üzerindeki orta ve uzun vadeli risklerini bilimsel verilerle ortaya koyan "İzmir Körfezi’nde Sodyum Bentonit (Kil) Uygulamasına İlişkin Teknik Bilimsel Değerlendirme" raporunun tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Prof. Dr. Hüsnü Kayıkçıoğlu’nun Bilimsel Raporunu Okumak İçin Tıklayınız...
TEMİZELLER: GERÇEKLERİN TEK ADRESİ!
Whatsapp İhbar Hattı: 0533 263 43 78
Mail İletişim: [email protected]
