AK Parti Buca İlçe Başkanı Cihangir Sağır, aylardır süren kamuoyu tepkisi, teşkilat içindeki çözülme ve sahadan yükselen “Artık yeter” çağrılarının ardından görevden alındı. Bilal Saygılı’nın bu kararı, basit bir görev değişikliği değil; partinin değerlerine, teşkilat ahlakına ve milletle kurduğu bağa yeniden dönüş iradesi olarak değerlendirildi.
BİR DÖNEMİN KAPANIŞI
Cihangir Sağır, göreve geldiği günden itibaren AK Parti’nin temel direği olan teşkilatçılık kültürünü geri plana itti. Ortak akıl ve istişare yerine tek merkezli bir yönetim anlayışı benimsendi; tevazu yerini kibir’e, katılımcı siyaset yerini dışlayıcı bir dile bıraktı. Vatandaşla gönül bağı kurmak yerine protokol mesafesi tercih edildi. Bu yaklaşım, partinin “milletle iç içe siyaset” ilkesine açık biçimde zarar verdi.
TEŞKİLATIN FİİLEN ÇÖKÜŞÜ
Bu dönemde AK Parti Buca İlçe Teşkilatı yalnızca zayıflamadı, fiilen işlemez hale geldi. Yönetim kurulu haftalarca toplanamadı, karar mekanizmaları kilitlendi. Kadın ve gençlik kolları sahadan çekildi. En çarpıcı tablo ise mahallelerde yaşandı: 47 mahalle başkanından 30’u görevlerini bıraktı. Parti binası, vatandaşın rahatça girebildiği bir siyaset merkezi olmaktan çıkıp dar bir çevrenin kontrol ettiği kapalı bir yapıya dönüştü.
DANIŞMA MECLİSİNDE İTİRAF GİBİ TABLO
60 bine yakın üyeye sahip bir ilçede düzenlenen danışma meclisi toplantısına yalnızca 370 kişinin katılması, teşkilatın içine düştüğü durumu açıkça ortaya koydu. Bu tablo, partinin Buca’daki itibar kaybının somut göstergesi olarak kayıtlara geçti.
CUMHURİYET DEĞERLERİYLE AÇIK KOPUŞ
İzmir gibi Cumhuriyet kimliği güçlü bir şehirde siyaset yapıp, metropolün en önemli ilçelerinden birinde Mustafa Kemal Atatürk’ün adının geçtiği törenlerden sistematik biçimde uzak duran bir ilçe başkanı profili oluştu.
29 Ekim’de yoktu.
10 Kasım’da yoktu.
23 Nisan’da yoktu.
19 Mayıs’ta yoktu.
30 Ağustos’ta yoktu.
Danışma meclisi toplantısında Atatürk posterinin salona bilerek asılmaması ise artık yoruma kapalı bir siyasi tercihti. Bu durum, ihmal ya da unutkanlık değil; Cumhuriyet’in kurucusuna yönelik kasıtlı bir yok sayma olarak yorumlandı. Parti içinde ve kamuoyunda bu tutum açık bir Atatürk alerjisi olarak değerlendirildi.
ŞEHİT EVLADINA BİLE YOKLUK
Pençe-Kilit Harekatı’nda şehit düşen Üsteğmen Ege Akar’ın naaşı karşılanırken devletin tüm kademeleri oradaydı. Cihangir Sağır yine yoktu. Bu, yalnızca siyasi değil, vicdani bir yokluk olarak hafızalara kazındı.
EN KRİTİK GÜNDE TEŞKİLATINI YALNIZ BIRAKTI
AK Parti Genel Merkezi’nin, Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla başlattığı üye kayıt seferberliğinde İzmir teşkilatı adeta gece gündüz sahadaydı. İl ve ilçe teşkilatları Bilal Saygılı önderliğinde yoğun mesai verirken, bu kritik süreçte tek istisna yine Cihangir Sağır oldu. En sıcak günlerde yurt dışına çıkması, teşkilatını yalnız bıraktığı yönündeki eleştirileri daha da güçlendirdi.
LİYAKATSİZLİĞE “DUR” DİYEN İRADE
Bilal Saygılı, bu kararla yalnızca bir yönetici değil; teşkilatın nabzını tutan, milletin sesine kulak veren bir lider olduğunu gösterdi. Sahadan gelen şikayetleri, mahalle temsilcilerinin feryatlarını ve vatandaşın tepkisini görmezden gelmedi; gereğini yaptı.
BU BİR GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL, ADALETİN TECELLİSİ
Buca’da yıllarca partiye emek vermiş, ancak bu dönemde dışlanmış birçok isim, alınan kararı bozulan teşkilat dengesinin yeniden kurulması olarak değerlendiriyor. Uzun süredir nefessiz kalan teşkilat rahatladı; küskünler “Bizi duyan biri varmış” duygusunu yeniden hissetti.
Bugün Buca’da artık kriz değil, güven inşası konuşuluyor. Bu adım, AK Parti’yi yıpratan değil ayağa kaldıran; sorunu erteleyen değil çözen bir müdahale olarak görülüyor. Bilal Saygılı ise bu süreçte yalnızca il başkanı değil, teşkilat ahlakını ve siyasi cesareti temsil eden bir figür olarak öne çıkıyor.