GÜNDEM

İZMİR 25 YILDIR LEŞ GİBİ KOKARKEN SUSTULAR... İZDENİZ'İ YAZINCA ZIPLADILAR!

"Halkın sorunlarına susup İZDENİZ vapurunda körfez sefası süren CHP güdümlü İzmir Gazeteciler Cemiyet yönetimi, siyasi ikbal için meslek ilkelerini çiğniyor."

Evet değerli okuyucularım…

Normal şartlarda sizleri mesleki çekişmelerle veya bu tarz kısır gündemlerle meşgul etmeyi hiç istemezdim. Ancak ne yazık ki bu "hukuk komedisi mi desem, saldırı mı desem, parmak sallamak mı desem " yani bu çirkin saldırıyı, İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin (İGC) gırtlağına kadar CHP siyasetine bulaşmış yöneticileri başlattı. Bizim tarihimizde geri adım atmak yoktur. Madem öyle, "pilavdan dönenin kaşığı kırılsın" diyorum.

Soruyorum size, neden bizler, Avrupa kapılarından, Hollanda’dan "kadına şiddet" kılıfına sarılmış, özünde ise toplumsal yapımızı hedef alan projeler devşirip fonlanmıyoruz? Buradan İGC yönetimine açıkça sormak en doğal gazetecilik hakkımızdır diye düşünüyorum.

Hollanda Krallığı’nın finansal destek sağladığı, para gönderdiği bu "NAR Projesi’ni hangi amaca hizmet etmek için kabul ettiniz, proje bütçesi ne kadar, hangi yöneticileriniz veya hangi kişilere proje kapsamında ne kadar ücret ödendi?

Bu necip milletin öz evlatları için, bu vatanın çocukları için, canını bu topraklar uğruna feda eden aziz şehitlerimizin emanetleri, kahraman gazilerimiz, askerimiz ve polisimiz için neden hayatınız boyunca tek bir anlamlı proje gerçekleştirmediniz?

Büyük deprem felaketinde on binlerce annesiz, babasız kalan o öksüz ve yetim çocuklarımızın acıları orta yerde dururken; yabancı fonların peşinden koşup 'kadına şiddet' kılıfı altında LGBT odaklı projeler üretmek hangi basın ahlakına, hangi toplumsal vicdana sığar?

Madem gazeteci kimliği taşıyorsunuz, hadi proje geliştirmeyi bir kenara bıraktım, bağımsız kalması gereken o köklü seksen yıllık cemiyetin asil koltuklarını neden bir siyasi partinin yöneticilerine adeta peşkeş çekiyorsunuz?

Ben otuz yılı aşkın meslek hayatımda, bu cemiyet yönetiminin İzmir’in kan ağlayan tek bir yapısal sorunu, tek bir halk problemi karşısında samimiyetle isyan ettiğini, güçlü bir ses çıkardığını ne gördüm ne de duydum! Gören, duyan ya da şahit olan varsa çıksın, gelsin bize anlatsın!

TEMİZELLER’DEN İGC YÖNETİCİSİ ÇAĞLAYAN BİLGEN İMZALI SANSÜR YAZISINA SERT CEVAP: “HADDİNİZİ BİLİN!"
TEMİZELLER’DEN İGC YÖNETİCİSİ ÇAĞLAYAN BİLGEN İMZALI SANSÜR YAZISINA SERT CEVAP: “HADDİNİZİ BİLİN!"
İçeriği Görüntüle

Şimdi kaseti biraz geriye sarıp hafızalarınız tazelemek istiyorum

  1. Örnekköy Kentsel Dönüşümündeki "Hatalı Beton ve Eksik Demir" Rezaleti Deprem acısını en derinden yaşamış İzmir’de, Örnekköy kentsel dönüşüm projesinde eksik demir ve hatalı beton kullanıldığını, inşaatların mühürlendiğini belgeleriyle çarşaf, çarşaf yayınladık. Binlerce insanın hayatı yapı kooperatiflerinin rant çarklarına feda edilirken, halkın can güvenliğini savunduğumuz adeta isyan ettiğimiz o kritik günlerde siz neden ortada yoktunuz? ilgili kurumları ve buna sebebiyet veren kişileri neden KINAMADINIZ?
  2. 25 yıldır her Hafif Yağmurda bile Alsancak ve Kemeraltı’nı Sel Basması İzmir’in kalbi Alsancak ve tarihi Kemeraltı Çarşısı her yağmurda Venedik’e dönerken, esnafın emeği lağım suları altında kalıp perişan olurken, İZSU’nun milyarlık bütçelerinin nerelere buharlaştığını, ilçelerde bulunan İZSU ambarlarının nasıl soyulduğunu belgeleriyle ortaya koyduğumuzda sahi siz neden ortalıkta yoktunuz? Neden belgeleri ile ortaya koyduğumuz devletin malını çalanları KINAMADINIZ?
  3. İzmir halkı sokaklarda botlarla gezerken siz konforlu odalarınızda üç maymunu oynuyor, yerel basın halkın sesini duyururken yine ortada yoktunuz! İnsanları botla gezmek zorunda bırakan yöneticileri neden KINAMADINIZ?
  4. İzmir’de yağmurdan göle dönen Alsancak’ta gerek İZSU gerek ise Gediz elektriğin hatalı olduğunu kabul edersek 2 evladımız bu kusur ve hatalardan dolayı yaşamını yitirdi! Sahi siz neden ortalıkta gözükmediniz? Siz neden bir açıklama yapmadınız neden isyan etmediniz? Konu ile alakalı ilgili kurumları ve buna sebebiyet veren kişileri neden KINAMADINIZ?
  5. "Doğrudan Temin" Kılıflı Adrese Teslim İhale Düzenleri İlçe belediyelerinin şeffaf ihale yapmaktan kaçıp, kanundaki boşlukları kullanarak milyonlarca liralık kamu işlerini "doğrudan temin" kılıfıyla hep aynı yandaş firmalara, eşe dosta, paravan şirketlere nasıl paylaştırdıklarını tek tek belgeleri ile deşifre ettik. Kamunun parası peşkeş çekilirken, tüyü bitmemiş yetimin hakkını ararken siz yine ortada yoktunuz! Neden kafanızı kuma gömmüştünüz? buna sebebiyet veren kişileri neden KINAMADINIZ?
  6. Yılan Hikayesine Dönen ve Çürümeye Terk Edilen "Vizyon" Projeler Mavişehir ’deki Opera Binası gibi temeli yıllar önce atılan, milyonlarca lira halkın parası gömüldüğü halde bugün demir yığını halinde çürümeye terk edilen vizyon projelerdeki yönetimsel beceriksizlikleri ve doğan devasa kamu zararlarını yazdık çizdik gün yüzüne çıkardık. İzmir’in sermayesi toprağa gömülüp heba edilirken siz yine ortada yoktunuz! Buna sebebiyet veren yöneticileri neden KINAMADINIZ?
  7. Seyrek ve Menderes’teki Kaçak Hobi Bahçeleri Rantı Seyrek ve Menderes’teki tarım arazilerinin, ulu zeytinliklerin "hobi bahçesi" adı altında talan edilerek organize birer kaçak yapılaşma ve rant merkezine dönüştürülmesini, bu işe göz yuman yerel idarecileri belgeleriyle ortaya koyduk. İzmir’in tarım geleceği yok edilirken kamu yararını gözeten tarafta siz yine ortada yoktunuz! Bu ranta göz yuman işlem yapmayan yöneticileri neden KINAMADINIZ?
  8. Belediye Şirketlerindeki "Bankamatik Memurları" ve Nepotizm Liyakati hiçe sayıp, belediye şirketlerinin kadrolarını siyasi akrabalarla, çalışmadan maaş alan "bankamatik memurları" ile dolduran zihniyeti deşifre ettik. Gerçek emekçiler asgari ücrete talim ederken, sırf parti yakınlığı yüzünden haksız kazanç sağlayanları kamuoyuna belgeleri ile deşifre ettik. İşçi hakkı, liyakat ve adalet çiğnenirken siz neden ortada yoktunuz! Neden isyan etmediniz? Neden devleti dolandıranları KINAMADINIZ?
  9. İZBETON’daki Milyarlık Çek Vurgunları İZBETON şirketinde yaşanan mali krizleri, havada uçuşan karşılıksız çekleri, bilirkişi raporlarına yansıyan milyarlık finansal usulsüzlükleri ve şaibeli şirketlere aktarılan kamu kaynaklarını belgeleriyle çarşaf, çarşaf yayınladık. Kurum iflasa sürüklenirken, tüyü bitmemiş öksüz ve yetimin hakkı yandaş müteahhitlere gasp ettirilirken peşkeş çekilirken bizler yerel gazeteciler olarak kamu adına hesap sorarken adeta isyan ederken siz neden ortada yoktunuz? Devleti ve milleti soyanları neden KINAMADINIZ? Yoksa Devlet ve millet sizi ilgilendirmiyor mu?
  10. Ege Üniversitesi Eski Rektörleri Rafet Saygılı Candeğer Yılmaz Ülkü Bayındır son dönemde Necdet Budak ve yöneticileri hakkında aylarca ısrarla haber yaparak gündeme taşıdık. Yaşanan yolsuzluklara adeta isyan ettik milyarlık kamu zararlarını ortaya çıkardığımızda sahi siz neredeydiniz? gazetecilere siyasal ve kamusal baskı, kıskaç yapıldığında siz neden ortalıkta yoktunuz? Sayıştay raporlarına yansıyan milyarlık kamu zararlarına sebebiyet veren kişileri neden KINAMADINIZ?
  11. Bir önceki dönemde İZBAN’daki İdari Zafiyet ve Ulaşım Çilesi İzmir halkının her gün duraklarda, istasyonlarda çektiği İZBAN işkencesini, yönetimsel körlükleri ve ulaşımdaki gizli zararları defalarca ekranlara ve sayfalara taşıdık. ( Neyse ki şu anda yok ) Vatandaş her gün o kronik çileyi çekerken, ulaşım hakkı gasp edilirken siz konforlu odalarınızda kahvelerinizi yudumlarken bizler halkın feryatlarının yanında ve onların sesi olurken sizler yine ortada yoktunuz! Peki millete eziyet çektirenleri neden KINAMADINIZ?
  12. İZSU’nun Fahiş Su Zamları ve Altyapı Kayıp-Kaçak Bedelleri İzmir halkının sırtına yüklenen fahiş su zamlarını, faturalara yansıtılan gizli kayıp-kaçak bedellerini ve İZSU’nun beceriksiz yönetiminin mali faturasının vatandaşa kesilmesini belgeleriyle ekrana taşıdık. Yüzlerce kaçak su abonelerini belgeleriyle ortaya çıkarıp bu aboneleri kim yaptı diye ekrandan sorduk?

AHMET TÜBCEL'DEN İGC BAŞKANI DİLEK GAPPİ'YE MANİFESTO!
AHMET TÜBCEL'DEN İGC BAŞKANI DİLEK GAPPİ'YE MANİFESTO!
İçeriği Görüntüle

İzmirli en pahalı suyu kullanıp isyan ederken, halkın cüzdanına el uzatılırken siz konforlu alanlarınız bozulmasın diye kılınızı kıpırdatmadınız! Bizler halkın hakkını savunurken sizler yine ortada yoktunuz! Milletin omuzlarına haksız bir biçimde yük yükleyenleri neden KINAMADINIZ?

  1. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisindeki Kapasite Yetersizliği ve Körfez İhaneti Körfezi temizleyeceği iddia edilen Çiğli Atıksu Arıtma Tesisindeki bypass skandallarını, arıtılmadan doğrudan denize deşarj edilen lağım sularını ve tesisin çalışmayan ünitelerini yerinde belgeleyerek büyük çevre ihanetini deşifre ettik. İzmir göz göre göre zehirlenirken, kentin akciğerleri rant ve ihmale kurban edilirken siz neden ortada yoktunuz! Neden isyan edip yetkilileri KINAMADINIZ?
  2. Bakın Dilek Hanım, bakın Çağlayan Bey! İZSU Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde, gerekli hiçbir güvenlik önlemi alınmadığı için çamur dolu o ölüm çukuruna düşerek hayatını kaybeden 38 yaşındaki kamyon şoförü Sabri Kılınç’ın trajik ölümü basit bir kaza değil; göz göre göre gelen bir altyapı ve iş cinayetiydi. Geriye gözü yaşlı bir aile ve öksüz evlatlar bırakan bu feci ölüm, İzmir’de görev yapan bir gazeteciler cemiyeti başkanı ve yönetimi olarak sizin vicdanınızı hiç mi sızlatmadı? Neden çıkıp belediyeye ve İZSU yetkililerine karşı tek bir KINAMA mesajı yayınlamadınız, neden bu acının hesabını sormadınız? Cevabı çok açık, Çünkü belediyelerin sunduğu imkanlardan ve nimetlerden defalarca yararlanan cemiyet yöneticileri, o nimetleri dağıtan siyasi iradeye karşı ses çıkaramazlar, KI-NA-MAZ-LAR , YA-PA-MAZ-LAR!
  3. Basmane Çukuru Yılan Hikayesi ve Kamunun Devasa Zararı İzmir’in kalbinde çeyrek asırdır bir utanç vesikası olarak duran Basmane Çukurundaki hukuki kördüğümleri, mülkiyet krizlerini ve kentin milyarlarca liralık potansiyel kamu zararını defalarca manşetlerimize taşıdık. İzmir’in kalbine saplanan bu hançer ve arkasındaki sermaye oyunları konuşulurken, kentin hakkını ararken siz yine ortada yoktunuz! NEDEN ÇIKIP İSYAN ETMİYORSUNUZ BU UTANÇ VESİKASINA SEBEBİYET VERENLERİ NEDEN KINAMIYORSUNUZ?
  4. İlçe Belediyelerindeki Akraba Atamaları ve Nepotizm Skandalları İzmir’deki birçok ilçe belediyesinde, bu milletin liyakatli evlatları gençler işsizlikten kırılırken, başkanların ve bürokratların kendi akrabalarını, eşlerini, dostlarını belediye şirketlerine üst düzey yönetici olarak nasıl yerleştirdiğini belgeleriyle gündeme getirdik. Gençlerin geleceği çalınırken, liyakat ve adalet ayaklar altına alınırken siz neden suspus oldunuz? Neden ortada yoktunuz? Bu belediye başkanlarını neden KINAMADINIZ?
  5. Belediye İşçilerinin Grevleri ve Kentin Çöp Dağlarına Teslim Edilmesi İlçe belediyelerinde alın teri döken işçilerin maaşları ödenmediği için başlayan grevleri ve kentin haftalarca çöp dağlarına, kokuya, salgın hastalık riskine mahkûm edilmesini yerinde manşet yaptık. Emekçinin hakkı gasp edilirken, İzmirli hijyen krizine terk edilirken siz o çok sevdiğiniz "emek" sloganlarının arkasında neden saklandınız? Bu rezilliğe sebep olan yöneticileri neden KINAMADINIZ?
  6. Kooperatifçilik Maskesi Altında Rant ve Tarımsal Destek Şaibeleri "Kırsal kalkınma" ve "kooperatifçilik" maskesi takılarak, belediye bütçesinden milyonlarca liralık tarımsal desteklerin, alımların ve hibelerin sadece belirli siyasi yöneticilerin paravan kooperatiflerine nasıl aktarıldığını tek tek deşifre ederek isyan ettik! Çiftçinin, üreticinin hakkı yandaşlara peşkeş çekilirken, kamu kaynaklarının fütursuzca yağmalanmasını yazarken, siz neden ortada yoktunuz? Neden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanını ve bunlara sebebiyet veren isimleri benden iyi bildiğiniz halde neden KINAMADINIZ?
  7. Depremzedelerin Emsal Artışı Çilesi ve Kentsel Dönüşüm Mağduriyetleri İzmir depreminin ardından evsiz kalan binlerce depremzedenin "emsal artışı" ve kredi çilelerini, yerel yönetimin vaat edip tutmadığı sözleri, sokaklara dökülen mağdurların çığlığını manşetlerimize taşıdık. Hak arayan İzmirli yalnız bırakılırken, müteahhit lobilerinin çıkarları korunurken bizler halkın yanında saf tutarak siz konforlu alanlarınızda sessiz kalmayı neden tercih ettiniz? Bu işin sorumlularını neden KINAMADINIZ?
  8. Kültürpark’ın Bakımsızlığı ve Tarihi Hollerin Çürümeye Terk Edilmesi İzmir’in akciğeri ve en büyük simgesi olan Kültürpark’ın bakımsızlığını, tarihi hollerin ve alanların organize bir şekilde çürümeye terk edilerek işlevsizleştirilmesini nasıl içinize sindirirsiniz? Kentin ortak belleği, yeşil alanı ve tarihi mirası ticari pazarlıklara kurban edilirken neden ses çıkaramadınız? Neden sorumluları KINAMADINIZ?
  9. Bergama Vapuru’nda, İGC çatısı altında düzenlediğiniz lüks körfez turunun arkasındaki gizli sponsorları, o şatafatlı gecenin faturalarının hangi şirketlerin hesaplarından ödendiğini merak ediyoruz! Ortadaki takvim rezaleti her şeyi özetliyor! TEMİZELLER’i susturmak için 9 Haziran’da o hukuksuz karara imza atacaksınız, üzerinden 24 saat geçmeden 10 Haziran’da İZDENİZ ‘in vapurunda sefa süreceksiniz! Bu ne acele Dilek Hanım, bu neyin diyeti Çağlayan Bey? İZDENİZ bürokratlarına adeta fedailik yapıp, bağımsız bir gazeteciye parmak sallamanın karşılığı bir gecelik vapur turuysa, kendinizi de mesleğin haysiyetini de çok ucuza pazarlandığınız ortadadır!"
  10. Sayıştay’ın İZDENİZ Raporlarındaki Milyarlık Zararlar Sayıştay’ın İZDENİZ raporlarındaki akıl almaz kamu zararları, ihale usulsüzlükleri ve yönetim zafiyetleri resmi vesikalarla havada uçuşurken biz fikri takip yapıyorduk. Siz ise yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının belgeleri ile ortaya koyduğumuz bürokratlarla İzmir körfezinde vapur sefalarında özel olarak ağırlanmayı gazetecilik sandınız! Biz kamunun hakkı derken, milletin parası derken siz kamu parasıyla vapurda gerdan kıvırdınız göbek attınız? Size de hak vermedik dersek yalan söylemiş oluruz! Herkes kendine yakışanı yapar!
  11. Körfez’deki Alg Patlaması ve "Modifiye Kil" Şaibesi İzmir Körfezi’nin deniz marulları ve alg patlamalarıyla can çekiştiğini sağır sultan duydu. Bilimsel raporları hiçe sayıp "modifiye kil" adı altında İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde Türkiye’nin en büyük “kedi kumu” üreticisinden alınan ürünlerin usulsüz bir şekilde körfeze dökenlerin ve körfezin dibine milyonlarca lira gömenlerin arkasındaki şaibeli dolapları tek tek belgeleri ile deşifre ettik. İzmir’in geleceği göz göre göre zehirlenirken siz neler yapıyorsunuz gerçekten merak ediyoruz? Körfez de adeta çevre katliamı yapan İZDENİZ İN vapuruna binip şirket yöneticileri ile eğlencenin dibine vururken hiç mi yüzünüz kızarmadı?

MAHKEMEDEN ÇAĞLAYAN BİLGEN'E TOKAT GİBİ CEVAP: TEMİZELLER HAKLI
MAHKEMEDEN ÇAĞLAYAN BİLGEN'E TOKAT GİBİ CEVAP: TEMİZELLER HAKLI
İçeriği Görüntüle

Unutmadan, tüm İzmir kamuoyunun huzurunda sorup tarihe not düşmek istiyorum! Dilek Hanım, Çağlayan Bey! Kamusal bütçeyle işletilen ve halkın vergileriyle dönen belediye iştiraki İZDENİZ’e ait tarihi Bergama Vapuru’nda, size özel tahsis edilen o körfez turunda, organizasyon şirketinin 30.000 TL ye getirdiği canlı müzik ekibi eşliğinde milletin parasıyla şarap keyfi yaptınız mı, yapmadınız mı?

Loading...

O canlı müzikli, organizasyonlu körfez turu akşamında vapurda yiyip içtiklerinizin, eğlendiğinizin bedelini ödediniz mi, ödemediniz mi?

Eğer bu şatafatlı ağırlamanın, organizasyon şirketinin ve müzisyenlerin faturası İZDENİZ ’in kasasından, yani İzmir halkının cebinden çıktıysa, bu durum düpedüz yetimin hakkına ve kamu kaynağına el uzatmak değil midir?

Tam 25 yıldır İzmir Körfezi leş gibi, fosseptik gibi kokuyor! Gazeteciler Cemiyeti olarak neden bir kez olsun çıkıp bunu güçlü bir şekilde gündeme getirmediniz? İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi olan İZDENİZ ’deki yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırma iddialarını belgeleriyle ortaya koyduğumuz zaman, sesin neden İGC yönetiminden geldiğini aslında anlamamız gerekirdi ancak anlayamadık! Neden bu kadar paniklediniz, neden üzerinize alınıp zıpladınız?

Sahi, siz ne zaman bu şehrin tek hakimi ve patronu oldunuz da bağımsız medya kuruluşlarına, bu milletin dürüst evlatlarına parmak sallama cüretini gösteriyorsunuz?

Bakınız Dilek Gappi Hanım, eşiniz Konak Belediyesi CHP Meclis Grubu Başkan Vekili... Dönüp Disiplin Kurulu Başkanınız Çağlayan Bilgen’e bakıyoruz; kendisi yıllarca CHP İlçe Başkanlığı yapmış, şimdi ise CHP grubu meclis üyesi olarak koltuk işgal ediyor. Hal böyleyken, yaptığınız kurumsal açıklamalar resmi bir CHP üyesinden, hatta en fanatik partiliden bile daha keskin, daha militan bir ton taşıyor.

Açıkça ilan ediyorum, eğer bir cemiyetin başkanı, yöneticileri veya onların birinci derece yakınları, kendi siyasi kimlikleri üzerinden doğrudan belediyelerin meclislerinde, parti yönetimlerinde yer alıyorsa, artık o cemiyet "bağımsız bir basın örgütü" değildir! O yapı, bir siyasi partinin yerel yönetim organıdır, arka bahçesidir. Doğal olarak, kentin yapısal sorunlarını ve yolsuzluklarını yazan her dürüst gazeteci, onların korumaya çalıştığı siyasi ikbaline doğrudan bir tehdittir. Bizim yukarıda ardı ardına sıraladığımız 24 devasa maddeyi tek tek masaya koymamızın nedeni, bu sorunları İGC yönetiminin çözmesi gerektiği için değildir; bu sorunların üzerini örtmek, failleri gizlemek için oturdukları o kutsal koltukları kimlere ve nasıl peşkeş çektiklerini tüm İzmir kamuoyuna kanıtlamaktır!

Şimdi birileri çıkıp pişkince, "Yahu biz gazeteciler cemiyetiyiz; altyapıdan, ihaleden, çöp dağlarından, yaşadığımız şehirde olan yolsuzluklardan bize ne?" diyebilir. Bak Dilek Hanım, bak Çağlayan Bey! bakın anlı şanlı cemiyet yöneticileri! Elbette sizin göreviniz körfezin pisliğini temizlemek ya da inşaatlardaki eksik demiri tamamlamak değil.

Sizin bu şehir’e mesleki namus borcunuz var! Bu kentin malı yağmalanırken, tüyü bitmemiş yetimin hakkı yenirken ne pahasına olursa olsun buna karşı çıkmak ve bu konuları cesaretle yazan, tehditlere boyun eğmeyen bağımsız gazetecileri korumaktır!

Siz korumak bir yana, o yolsuzlukların üzeri örtülsün diye yerel yönetimlere adeta siper oluyorsunuz, fedailik yapıp Temizeller'e gayri hukuki sözde kınama mesajı yayınladınız! İşte tam da bu yüzden, bu kentin her bir çilesi, sustuğunuz için sizin de boynunuzdaki en ağır vebaldir!

"Şimdi size millilikten, meslek namusundan ve duruştan bahsedeyim Dilek Gappi, Çağlayan Bilgen!

Yunan Dimokratia gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Dimitris Rizoulis liderliğinde, 18 Eylül 2020 tarihli nüshasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hem Türkçe hem de İngilizce olarak en adi, en süfli hakaretleri yağdırdığı o kapkara günde siz neredeydiniz?

Sınır ötesinden bu ülkenin iradesine ve şerefine alçakça saldırılırken, bir Türk gazetecilik meslek örgütü olarak çıkıp o hadsizlere karşı neden tek bir kınama mesajı yayınlamadınız? Neden sesinizi yükseltmediniz? Kendi ülkenizin cumhurbaşkanına uluslararası arenada hakaret edilirken kafanızı kuma gömüp sus pus olacaksınız; ama İzmir’de belediye şirketinin yolsuzluk iddialarını gündeme taşıyan yazan bağımsız Türk gazetecisine sözde kınama yayınlayacaksınız. Öyle mi? Sizin o “meslek ilkeleri” maskenizi işte bu çifte standardınız düşürmektedir!

Unutmadan son bir konu kalmıştı aklımda ….

Gelelim Dilek Gappi’nin o buram, buram sınıfsal kibir kokan, jakoben seçkinciliğin itirafı olan o meşhur açıklamasına… Ne diyordu Gappi? “Çaycıya, pilavcıya, influencerlara gazeteci diyoruz.” Kendince küçümsediği, “pilavcı” diye bıyık altından güldüğü insan, bugün İzmir’de 'Son Dakika' medya kuruluşunun sahibi, onlarca meslektaşımıza istihdam sağlayan, evine ekmek götürmesine vesile olan bir iş insanı! Üstelik küçümsemeye kalktığın o 'pilavcılık', 45 yıllık namuslu bir aile mesleği, insanların şehir dışından lezzetini tatmaya geldiği helal bir alın teri! ( Bence Kadir’in pilavından önce Çağlayan Bilgen tadına baksın, onay verirse sizin de yemeniz lazım.)

ÇAĞLAYAN BİLGEN; ŞAMAR OĞLANINA DÖNDÜ...
ÇAĞLAYAN BİLGEN; ŞAMAR OĞLANINA DÖNDÜ...
İçeriği Görüntüle

Hadi gel Dilek Hanım, madem öyle biraz medya tarihi konuşalım, hafızanı tazeleyelim! Sen yıllarca Aydın Doğan’ın medyasında çalışmadın mı? Peki patronun Aydın Doğan holdingleşmeden önce neydi? Lastikçiydi, nakliyeciydi, müteahhitti! Bugün medyanın devasa gücünü elinde tutan Erdoğan Demirören, Milangaz ile 'Tüpçü' değil miydi? Barajlar, stadyumlar kuran Uzan ailesi işe müteahhitlikle başlamadı mı? Peki ya İzmir’in milli gururu, Türk basınına Ege Ekspres, Gazete Ege, Devir Dergisi gibi dev yayınları kazandıran koca çınar Selçuk Yaşar? DYO’nun kurucusuna da arkasından 'Boyacı' mı diyeceksin Dilek Hanım?

Bugün dünyanın en etkili medya markalarının arkasına baktığınızda karşınıza yalnızca gazetecilik kökenli isimler çıkmaz; garajda kitap satan Bezos, inşaattan gelen Berlusconi, lüks tüketim imparatorluğu kuran Arnault ve Wall Street’in işlem salonlarından çıkan Bloomberg çıkar. Medya sahipliği, mesleki kast sistemiyle değil; sermaye, vizyon, yayın politikası ve kamuoyuna etki gücüyle şekillenir. Örnek vermek gerekirse;

Jeff Bezos (The Washington Post’un Sahibi) Dünyanın en prestijli, en köklü gazetelerinden biri olan The Washington Post’un sahibi kim? Jeff Bezos. Peki, bu adam işe nasıl başladı? Garajında internetten kitap satarak, kargo paketleyerek! Dilek Gappi’nin o seçkinci mantığıyla bakarsak, bugün Amerikan demokrasisine yön veren gazetenin başında bir "kitapçı", bir "kargocu" oturuyor!

Silvio Berlusconi (Mediaset İmparatorluğunun Kurucusu) Avrupa medyasının en büyük tekellerinden biri olan Mediaset’i kuran, İtalya’da televizyonculuğu baştan aşağı değiştiren Silvio Berlusconi, medya sektörüne girmeden önce ne iş yapıyordu? Elektrikli süpürge satıcılığı yaptı, ardından inşaat sektörüne girip konut üreten bir "müteahhit" olarak zenginleşti. Gappi’nin kibriyle söylersek, koskoca Avrupa medya imparatorluğunu bir "pazarlamacı ve müteahhit" inşa etti!

Bernard Arnault (Les Échos ve Le Parisien’in Sahibi) Fransa’nın en büyük, en saygın gazeteleri olan Les Échos ve Le Parisien’in sahibi, dünyanın en zengin iş insanı Bernard Arnault’tur. Peki, Arnault’nun asıl işi nedir? Louis Vuitton, Dior gibi markaların sahibi olan bir lüks eşya üreticisi! Şimdi Fransa basını çıkıp bu adama, "Biz tekstilcinin, çantacının, modacının gazetesinde çalışmayız" diyerek sınıfsal kibrini mi yarıştırıyor?

Michael Bloomberg (Bloomberg Medya Devinin Kurucusu) Bugün dünya ekonomisine, borsalarına ve siyasetine yön veren küresel medya devi Bloomberg’in kurucusu Michael Bloomberg, iş hayatına Wall Street’te sıradan bir "hisse senedi tüccarı" olarak, takas odalarında ter dökerek başladı. Ticaretin içinden gelip kendi yazılım firmasını kurdu, ardından medyanın efendisi oldu.

Bugün dünyanın en etkili medya markalarının arkasına baktığınızda karşınıza yalnızca gazetecilik kökenli isimler çıkmaz, garajda kitap satan Bezos, inşaattan gelen Berlusconi, lüks tüketim imparatorluğu kuran Arnault ve Wall Street’in işlem salonlarından çıkan Bloomberg çıkar. Medya sahipliği, mesleki kast sistemiyle değil, sermaye, vizyon, yayın politikası ve kamuoyuna etki gücüyle şekillenir.

Dilek hanım sana TEMİZELLER ’den bir tavsiye!

Sen ilk önce İZDENİZ ’in derdiyle değil! Gazeteci meslektaşlarının derdiyle dertleneceksin!