TEMİZELLER, İzmir’de bir devlet hastanesinde yaklaşık 20 yıldır göz göre göre sürdüğü iddia edilen, kamu kaynaklarının nasıl adım adım eritildiğini gösteren çok ağır bir dosyayı kamuoyunun önüne koyuyor. Bu dosya bir ihale tartışması değildir. Bu dosya; denetimsizlikle büyüyen, sessizlikle korunan ve devletin imkanlarının özel bir yapının kullanımına açıldığı iddia edilen bir düzenin ifşasıdır.
Dosyanın merkezi Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Bu merkezin etrafında yaklaşık yirmi yıldır dönen isim ise Özel Ege Onkoloji Hastanesi.
Yaklaşık yirmi yıl…
Bu ülkede yirmi yılda bakanlar değişir, müsteşarlar değişir, il sağlık müdürleri değişir, başhekimler değişir, mevzuat değişir. Ama bu hastanede bir şey değişmez: Onkoloji ve radyoterapi hizmet alım ihalelerinin sürekli olarak aynı firmaya gitmesi. Bu süreklilik artık “şans”, “tecrübe” ya da “başarı” kelimeleriyle açıklanamaz. Bu tablo, korunan bir yapı şüphesini doğurur.
Söz konusu firma, bu hastanede açılan ihaleleri kimi zaman 21/b pazarlık usulüyle, kimi zaman açık ihale yoluyla, kimi zaman da akıl ve mantıkla bağdaşmayacak şekilde zararına teklifler vererek aldı. Uzmanlar serbest piyasanın kurallarının açık olduğu, Zararına iş alan şirketlerin batacağı gün gibi aşikardır, ama bu firma batmadı aksine, yıllar boyunca bu hastanede kalıcı hale geldi dediler. İşte tam da bu noktada şu soru artık kaçınılmaz hale geldi.
Bu zararlar gerçekten zarar mıydı, yoksa başka yerlerden fazlasıyla telafi mi edildi?
Bu noktadan sonra dosya yalnızca hastane koridorlarında konuşulacak bir konu olmaktan çıkmaktadır. Çünkü bir devlet hastanesinde, bu ölçekte ve bu süreklilikte yürüyen hizmet alım ilişkilerinin; İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün denetim, gözetim ve kontrol sorumluluğu bulunan yönetim katmanlarının bilgisi dışında gerçekleşmesi mümkün değildir. Sağlık hizmetlerinden sorumlu birimler, kamu hastaneleri hizmetlerinden sorumlu yöneticiler ve il düzeyindeki sağlık bürokrasisi; bu tabloya ya göz yummuş ya da bilerek susmuştur. Üçüncü bir ihtimal yoktur.
Sorulması gereken soru artık “bu ihaleler nasıl alındı” değil, “neden kimse dur demedi” sorusudur. Yirmi yıl boyunca aynı firmaya açılan kapılar kendiliğinden açılmaz. Aynı firmanın bu hastanede kök salması, yalnızca sözleşme maddeleriyle açıklanamaz. Burada artık kurumsal bir körlük değil, sistemli bir görmezden gelme iddiası vardır.
TEMİZELLER soruyor: Bu düzen, doktor onayı olmadan kurulabilir miydi?
Bölüm başkanları ve hastane yönetimi bu tabloya neden sessiz kaldı?
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, denetim yetkisi altındaki bu hastanede 20 yıl süren bu ilişki ağını neden sorgulamadı?
Bu hesap, yalnızca ihaleyi alan firmaya değil, susarak bu düzenin devamına izin verenlere de sorulacaktır. Bu düzenin nasıl kurulduğunu, devlete ait imkanların nasıl özel bir merkezin kullanımına girdiğini ve işin SGK boyutuna nasıl uzandığını, ikinci bölümde adım adım ortaya koyacağız...