SAĞLIK

DEVLETE AİT CİHAZLAR, ÖZEL HASTANENİN TİCARİ FAALİYETİNDE KULLANILDI: SEKİZ YILDIR SÜREN SIR PERDESİ ARALANDI!

"MİLYONLUK RANT ÇARKINA TEMİZELLER ÇOMAK SOKTU!"

TEMİZELLER’in birinci bölümde kamuoyuna taşıdığı bilgiler, İzmir’de bir devlet hastanesinde yaklaşık 20 yıldır kesintisiz biçimde süren bir hizmet alım ilişkisinin artık sıradan bir ihale süreci olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koymuştu. İkinci bölümde ise bu ilişkinin nasıl işlediği, kamuya ait bir imkânın hangi yöntemlerle özel bir merkezin ticari faaliyetlerinin parçası haline geldiği mercek altına alınıyor.

Mevzuata göre, bir özel firmanın hizmet alımı kapsamında bir cihazı devlete kiralaması halinde, söz konusu cihaz devlet hastanesinin envanterinde kabul edilir ve yalnızca kamu hastalarının hizmetinde kullanılır. Bu cihazdan sunulan hizmet, kamu hizmeti niteliği taşır. Özel firmanın kendi hastalarını bu cihaza yönlendirmesi ya da cihazı kendi ticari faaliyetleri için kullanması, mevzuatın öngördüğü sınırların dışındadır.

Ancak iddialara göre Özel Ege Onkoloji Merkezi, hizmet alımı kapsamında Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kiraladığı tomografi ve radyoterapi cihazlarını, fiiliyatta kendi özel hastalarının hizmetine de açtı. Kağıt üzerinde devlete kiralanmış görünen cihazların, sahada özel hastanenin cihazı gibi kullanıldığı ileri sürülüyor.

Bu noktada kamuoyunun yanıt beklediği temel soru şu:
Devlete ait olması gereken bir cihaz, hangi süreçle özel bir merkezin ticari faaliyetinde kullanılır hale geldi?

SEKİZ YILLIK KORKUNÇ İDDİA!

Dosyanın en dikkat çekici unsurlarından biri ise zaman aralığı. İddialara göre 2012–2020 yılları arasında, yani sekiz yıl boyunca, Özel Ege Onkoloji Merkezi’nin kendi bünyesinde tomografi cihazı bulunmadığı halde hastaların görüntüleme işlemleri kesintisiz şekilde devam etti.

Bu süre zarfında, Özel merkezin kendi tomografi cihazı yoktu, Buna rağmen hastalar tomografi çekimine yönlendirildi, Görüntüleme işlemleri devlete ait tomografi cihazlarında gerçekleştirildi.

Söz konusu sürenin uzunluğu, uygulamanın tekil bir teknik destek ya da geçici bir arıza gerekçesiyle açıklanmasını zorlaştırıyor. Sekiz yıla yayılan ve rutin hale geldiği belirtilen bu kullanım, iddiaların sistematik bir uygulamaya işaret ettiğini gösteriyor.

Bu çerçevede öne çıkan temel tespit şu şekilde özetleniyor:
Cihaz bulunmamasına rağmen görüntüleme işlemleri devam etti.

YETKİ VE SORUMLULUK ZİNCİRİ

Bir devlet hastanesinde bu ölçekte ve bu süreklilikte bir uygulamanın hayata geçirilebilmesi, yalnızca bir firmanın talebiyle mümkün görünmüyor. İddialar doğrultusunda şu soruların yanıtlanması gerekiyor:

Bu hastalar devlet hastanesine hangi hasta statüsüyle kabul edildi?

Radyoloji biriminde işlemler hangi kayıt sistemi üzerinden yapıldı?

Onkoloji servisleri yönlendirmeleri hangi gerekçeyle gerçekleştirdi?

Özel merkeze ait servis araçlarının hastane sahasına giriş-çıkışları hangi izinlerle sağlandı?

Uzmanlara göre bu tür bir uygulamanın, radyoloji birimleri, ilgili klinik servisler ve hastane yönetiminin bilgisi dışında uzun yıllar sürmesi olağan kabul edilmiyor.

İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ BOYUTU

İddiaların bir diğer önemli boyutu ise il düzeyindeki denetim mekanizmaları. Bir devlet hastanesinde, bu kapsamda ve bu süreklilikte yürütülen bir cihaz kullanımının, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün denetim ve gözetim sorumluluğu dışında gerçekleşip gerçekleşmediği sorusu gündeme geliyor.

Sağlık hizmetleri ve kamu hastaneleri hizmetlerinden sorumlu il yönetim birimlerinin, söz konusu uygulamayı denetleyip denetlemediği ya da tespit edilen durumlara ilişkin hangi idari işlemlerin yapıldığı, kamuoyunun yanıt beklediği başlıklar arasında yer alıyor.

Bu aşamada tartışma, yalnızca “nasıl oldu” sorusuyla sınırlı kalmıyor; neden müdahale edilmediği de sorgulanıyor.

RÜŞVET İLİŞKİSİ İDDİALARI!

Dosyaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan usta gazeteci, TEMİZELLER Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Tübcel, soruşturmanın yalnızca idari süreçlerle sınırlı olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bu noktada dosyanın, yalnızca ihale ve idari işlemlerle açıklanamayacak bir boyuta ulaştığı görülmektedir. TEMİZELLER’in ulaştığı bilgi ve bulgular, söz konusu süreçlerde görev alan bazı sağlık çalışanlarıyla, hizmet alımı ilişkisi bulunan çevreler arasında resmî görev sınırlarını aşan temaslar kurulduğu yönünde ciddi iddialar içermektedir.

Bu temasların; yurt dışı seyahatler, uçak biletleri, konaklama, eğlence ve sosyal yaşam harcamaları ile bazı kişisel ihtiyaçların karşılanması gibi başlıklar altında şekillendiği yönünde güçlü emareler bulunmaktadır.”

Tübcel, bu iddialara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu aşamada herhangi bir kişi ya da unvan üzerinden isim vermek doğru değildir. Ancak bu temasların hangi dönemlerde, hangi bağlantılar üzerinden ve hangi menfaat ilişkileri çerçevesinde gerçekleştiğine dair bilgi ve belgeler TEMİZELLER’in elindedir. Kamuoyu yararı gereği, söz konusu veriler önümüzdeki bölümlerde açıklanacaktır.”

SIRADAKİ BAŞLIK, SGK

Devlete ait cihazlarda gerçekleştirilen bu görüntüleme işlemlerinin, hangi merkezler adına ve hangi kurumlara fatura edildiği ise dosyanın bir sonraki ve en kritik bölümünü oluşturuyor. İddialar, bu noktada SGK’nın da sürecin içine dahil edildiği yönünde.

Bu nedenle dosya artık yalnızca bir ihale ya da hastane içi uygulama tartışması değil; kamu kaynaklarının kullanımı ve denetimi açısından daha geniş bir çerçevede ele alınıyor.