Yazıma başlamadan önce bir hakkı teslim etmek boynumun borcudur. Günlük çile çekmeyi yaşam tarzı haline getirmiş, bu mesleğe yıllarını vermiş, kalemini hiçbir güce karşı satmamış, hayatı boyunca yanlış giden işleri ne pahasına olursa olsun deşifre etmiş gerçek gazetecileri saygıyla selamlıyorum. Mesleğin ve meslektaşlarının derdiyle dertlenen tüm basın emekçilerini bu yazıdan tenzih ediyorum; onların yeri daima başımın üstündedir.

Ancak gel gelelim, sadece kendi siyasi ikbali ve egosuyla dertlenen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi’ye...

Kıymetli okuyucularım, 80 yıllık bir çınar olan İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin geçmişte öyle eli öpülesi, öyle hoşgörü abidesi başkanları vardı ki; şehrin dertleriyle dertlenir, ters giden işleri yöneticilerle masaya oturup çözüme kavuştururlardı. Bugün ise karşımızda "Ele verir talkını, kendi yutar salkımı" deyiminin ete kemiğe bürünmüş hali duruyor. Dilek Gappi’nin son günlerde MHP İl Başkanı Veysel Şahin’e ve AK Parti Genel Sekreteri, İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’a karşı başlattığı yersiz ve gereksiz salvonun, gündem olma çabasının ve bu çabayı yüzüne gözüne bulaştırmasının arka planını, Temizeller olarak belgeleriyle ortaya koyuyoruz.

Sizi lafa boğmadan, olayların nasıl başladığına ve o maskelerin nasıl düştüğüne kronolojik olarak bakalım.

İGC'NİN İTİBARINI YERLE YEKSAN EDEN DİLEK GAPPİ'DEN HADSİZLİK ŞOVU!
İGC'NİN İTİBARINI YERLE YEKSAN EDEN DİLEK GAPPİ'DEN HADSİZLİK ŞOVU!
İçeriği Görüntüle

BİRİNCİ PERDE, VEYSEL ŞAHİN’E YÖNELİK ALGI OPERASYONU!

Geçtiğimiz günlerde Kadifekale ’de İzmirli sivil toplum kuruluşları tarafından “Terörsüz Türkiye” adına bir organizasyon düzenlendi. MHP İl Başkanı Veysel Şahin buraya sadece bir "Konuk" olarak davetliydi. Toplantı esnasında iki STK başkanı arasında 20 saniyeyi bile geçmeyen ufak bir gerginlik yaşandı. Veysel Şahin, uzlaşmacı tavrıyla araya girerek konuyu büyümeden kapattı, taraflar tatlıya bağlayıp birbirlerine yemek sözü verdiler.

Asıl mesele, 'Terörsüz Türkiye' vizyonuna zarar gelmemesi ve konunun bağlamından koparılmamasıydı. Ancak o anlık tartışma haberleştirilip yayınlandı. Bunun üzerine Veysel Şahin, şehrin bir abisi edasıyla, olayı haber yapan ve önceden de tanıdığı gazeteciyi arayarak bir ricada bulundu. Niyeti, TBMM'deki tüm vekillerin tek yürek olduğu ve ülkenin 50 yıllık terör lanetinden kurtulması için yürütülen bu hassas sürece gölge düşmesini engellemekti. Bir gazeteci bu ricayı kabul eder veya etmez, bu tamamen onun kendi inisiyatifidir ve işin buraya kadar olan kısmında en ufak bir sorun yoktur. Gel gelelim sabahı zor eden İGC Başkanı Dilek Gappi anında devreye girerek, Veysel Şahin’i adeta 'basına müdahale eden siyasetçi' ve neredeyse bir 'sansürcü' ilan edip özür beklediklerini açıkladı. Gündem yaratma çabası işte tam da o gün başlamış, aslında takke düşmüş, kel görünmüştü.

AHMET TÜBCEL'DEN İGC BAŞKANI DİLEK GAPPİ'YE MANİFESTO!
AHMET TÜBCEL'DEN İGC BAŞKANI DİLEK GAPPİ'YE MANİFESTO!
İçeriği Görüntüle

İKİNCİ PERDE, BERGAMA ZİYARETİ VE "PAÇAVRA" GERİLİMİ

Hemen ardından sahneye, Eyyüp Kadir İnan’ın Bergama Belediyesi ziyareti sürüldü. Bilindiği üzere, İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi eski Başhekimi Prof. Dr. Tanju Çelik, geçmişte AK Parti’den Milletvekili aday adayı olmuş daha sonra partisinden istifa edip ardından CHP’den Bergama Belediye Başkanı seçilmiştir. AK Parti Gençlik Kolları yıllarından beri tanışan İnan ve Çelik’in dostlukları ve birbirlerine olan siyasi nezaketleri hep baki kalmıştı.

Kısa süre önce, AK Parti Genel Sekreteri İnan, ilçeye yapılacak 144 milyonluk kredi desteğini müjdelemek ve sorunları dinlemek için Bergama'ya bir ziyaret planladı. Ancak ziyaret henüz gerçekleşmeden bir gazeteci, tamamen asılsız ve kulis bilgilerine dayalı mesnetsiz bir iddiayla, "Bir belediye başkanı daha mı AK Parti’ye geçiyor?" şeklinde bir kulis haberi patlattı.

Oysa İnan, Bergama'da son derece birleştirici bir konuşma yapmış; "Bizim için sandık kapandığı gün rozet çıkar. Bergama Belediyemize 3. etap yol ve kaldırım yapım işleri hızla tamamlansın diye 144 milyonluk kredi desteğini, nakdi olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tahsis etti. Bergama'nın yollarının daha pırıl, pırıl olmasını ümit ediyoruz. Şimdiden ilçemize, belediyemize hayırlı uğurlu olsun. “Sırf İzmir'in çarkları dönsün diye bağımsız yönetimde olan İBB'ye, İZSU ‘ya, CHP'li belediyelere milyarlarca lira kredi desteği sağladık. Kimse yalan söyleyip hakka girmesin," diyerek devlet adamlığı duruşunu sergilemişti. Tanju Çelik de bu yatırımlar için teşekkür etmişti.

Ortada millete hizmet varken, bu asılsız olduğu ortaya çıkan haberi yazan gazeteciye Eyyüp Kadir İnan haklı olarak Menemen'den seslendi ve "Yazdığın şey paçavradır" diyerek sert tepki gösterdi.

İşte tam bu noktada, içindeki AK Parti hazımsızlığını artık gizleyemeyen Dilek Gappi tekrar sahneye çıktı. Hiçbir belgesi olmayan, sadece dedikoduya dayalı bir "habere" sımsıkı sarılarak acil bir kınama bildirisi yayınladı ve İnan'ı özür dilemeye çağırdı.

İZMİR 25 YILDIR LEŞ GİBİ KOKARKEN SUSTULAR... İZDENİZ'İ YAZINCA ZIPLADILAR!
İZMİR 25 YILDIR LEŞ GİBİ KOKARKEN SUSTULAR... İZDENİZ'İ YAZINCA ZIPLADILAR!
İçeriği Görüntüle

ÜÇÜNCÜ PERDE, DİLEK GAPPİ’NİN MASKESİNİ TEMİZELLER DÜŞÜRÜYOR!

Şimdi gelelim asıl meseleye. Neden mi "iki yüzlü" Neden mi? "maskesi düştü"? Anlayana belgeleriyle anlatalım.

Ey İGC Yönetimi, ey Dilek Gappi! Madem basın özgürlüğünün bu kadar yılmaz savunucularısınız, madem gazetecilerin kılına zarar gelse kalkan oluyorsunuz; Temizeller gazetecilik destanları yazarken, canıyla, kanıyla, ailesiyle bedel öderken siz neredeydiniz?

Sizin yaşınız o günleri hatırlamaya belki yetmeyebilir, ancak hep dediğimiz gibi arşivler asla yalan söylemez ve o dönemin yüzlerce canlı şahidi hala hayattadır. İzmir Ticaret Odası (İTO) başkanlığı koltuğunda çeyrek asrı aşkın süre oturan ve mesleği sorulduğunda “Oda Başkanıyım” yanıtını veren Ekrem Demirtaş’ın, Urla’daki ” İTO KENT” ve “SIRASELVİLER” yolsuzluk iddialarını belgeleriyle gün yüzüne çıkaran yine Temizeller'di. İzmir Gıda Çarşısı'nda sıradan bir plastik boya ve yağlı boya satan esnafının nasıl olup da İzmir'de devasa bir 'imparatora' dönüştüğünü kalem, kalem yazıp çizerek gündeme getiren de bizdik! Sahi, biz bu dev dosyaları açarken sen neredeydin? O meşhur Disiplin Kurulu Başkanın neredeydi? O cesur haberlerin ardından Temizeller Gazetesi olarak acımasız bir linçe ve topyekün bir boykota maruz bırakıldık; adeta bir yaşam savaşı vererek, onurumuzla direnip tırnaklarımızla kazıyarak bugünlere ulaştık. Yani biz bu günlere; senin yaptığın gibi kamu parasıyla Bergama Vapuru'nda çalgılı, sözlü alemler yaparak değil, büyük bedeller ödeyerek geldik!

2019 MENEMEN BELEDİYESİ YOLSUZLUKLARI...

Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy’un yolsuzluk iddialarını Türkiye ilk kez hem belgeleri ve görüntüleriyle TEMİZELLER ‘den, öğrendi. Aylarca manşet attık. O dönem belediyeden nemalanan siyasiler, yandaş gazeteciler bizi linç ederken, anamıza, bacımıza, ailemize ağza alınmayacak küfürler edilirken siz neredeydiniz? Başınızı hangi kuma gömmüştünüz? Serdar Aksoy, tüm belediye Whatsapp gruplarına "TEMİZELLER’i içeri sokmayın, bırakın ilan onlara ekmek bile vermeyin" diye buna benzer talimat yağdırırken neden sesiniz çıkmadı?

ÜNİVERSİTE VE İLÇE BELEDİYELERİ DOSYALARI...

İl sağlık müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüğü, Ege Üniversitesini, Gaziemir, Karabağlar ve Güzelbahçe belediyelerinde ortaya çıkardığımız belgeli yolsuzluklarda aylarca haber yaptık ve nerede ise her gün linç yiyorduk. Tek bir destek mesajınız var mıydı? Neden sesiniz çıkmadı, kafanızı hangi kuma gömmüştünüz?

MİLLİ EĞİTİM VE MESEM SKANDALI...

İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde, Bornova MESEM okulundaki 4038 adet demirbaşın akıbetini ortaya çıkardık. Ayrı ayrı iki müfettişin okulda kullanılan onlarca sanayi makinaları için İzmir depreminde hasar gören binası için yikob marifetiyle yıkılmasına karar verilmiş ve yıkım esnasında onlarca sanayi makinasının "yıkılan binanın altında kaldı" iki ayrı raporuna rağmen, o makinelerin toprağın altında kalmadığını Kocaeli’nde ikinci el makine satışı yapan bir esnafa satıldığını görüntülerle ve belgelerle ispatladık! Bu tarihi gazetecilik başarısını görmezden geldiğiniz gibi, uğradığımız haksız saldırıları sadece film seyreder gibi seyrettiniz!

PEKİ SİZİN "SÖZDE" MESLEKTAŞ HASSASİYETİNİZ KİME ÇALIŞIYOR?

Birinci Kordon'da Tarkan konseri öncesi o devasa sahne çöktüğünde yaşananları ne çabuk unuttunuz? Görevi başında, sırf haber yapmak için orada olan İHA muhabirleri sokak ortasında meydan dayağı yediğinde, vahşice saldırıya uğradığında neden sesiniz çıkmadı? Gazeteci sokak ortasında darp ediliyor, saldırıya uğruyor ama siz kafanızı yine o meşhur kuma sokuyorsunuz! Cılız bir sesle, sadece usulen "olayın takipçisiyiz" demekle yetindiniz; Oysa ki bugün hakkında bildiri yayınladığınız Eyüp Kadir İnan olaya çok sert göstermiş basın özgürlüğünü savunmuştu.

İnan sosyal medyasında şu açıklamaya yer vermişti, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan “Saldırı, sadece iki gazeteciye değil; basın özgürlüğüne yapılmıştır” dedi. Olaya sessiz kalan CHP’ye tepki gösteren İnan “Ana muhalefet partisi, kendi içindeki bu faşizan tahammülsüzlüğe dur demelidir” ifadelerini kullandı. Ortalığı ayağa kaldırmanız gerekirken tek bir kınama mesajı bile yayınlamadınız!

Olayın ardından yaşananlara tepki gösteren usta gazeteci Mithat Umutoğulları sosyal medya hesabından paylaşım yaparak, “Dayak yiyen sizin mahalleden değilse susuyorsunuz” diyerek açıklamayı ideolojik refleks olarak niteledi. “Gazetecilik yumruk kaldırmaz, bu ikiyüzlülüğü de affetmez!” sözleri gündeme damga vurdu

Ama iş kendi siyasi görüşünüze yakın bir gazetecinin belgeleriyle, haklı yere tutuklanmasına gelince neredeyse dünyayı ayağa kaldırıyorsunuz! Ah, elinizden gelse, o kibri kuşanıp savcının odasına gidecek, savcıya bile "gider" yapacaksınız ama yapamıyorsunuz! Haddiniz de çapınız da buna yetmiyor!

Şunu kafanıza yazın! Biz ne AK Parti'nin, ne CHP'nin, ne MHP'nin, ne de başka bir siyasi partinin kalemiyiz! Biz hiçbir gücün kapıkulu değiliz.

Sen ve senin gibilerin hayatı boyunca cesaret edip tek satırını bile yazamadığı, üstünü örttüğü o koca haber dosyalarını TEMİZELLER’in çileli, dertli ama bir o kadar da mesleğine aşık gazetecileri canını dişine takarak ne pahasına olursa olsun gündeme getirdi. Unutma ne sen ne de biz veya herhangi bir kimse bu memlekette dokunulmaz değildir.

Savcı seni hayatında topu, topu bir kez ifadeye davet etti diye mağduriyet edebiyatıyla yeri göğü inlettin, bütün memlekete duyurdun maşAllah!

Yahu bizi o belgeli, cesur haberlerimiz yüzünden adli makamlar bugüne kadar belki 300 sefer ifadeye çağırdı. Ne yapalım? Senin gibi ortalığı mı ayağa kaldıralım? Biz devletimize, hukukumuza saygımızdan aslanlar gibi adliye koridorlarına gittik, paşa, paşa ifademizi verdik, haberlerimizi savunduk arkasında durduk çıkıp yine bildiğimiz doğruları belgeleriyle yazmaya devam ettik.

İZMİR 25 YILDIR LEŞ GİBİ KOKARKEN SUSTULAR... İZDENİZ'İ YAZINCA ZIPLADILAR!
İZMİR 25 YILDIR LEŞ GİBİ KOKARKEN SUSTULAR... İZDENİZ'İ YAZINCA ZIPLADILAR!
İçeriği Görüntüle

DANANIN KUYRUĞUNUN KOPTUĞU YER, İZDENİZ VE BERGAMA VAPURU ALEMİ!

Sizin asıl iki yüzlülüğünüz İBB iştiraki İZDENİZ dosyasında ortaya çıktı. Biz, İZDENİZ şirketindeki yolsuzluk iddialarını belgeleriyle gündeme taşıyıp şirketin kötü yönetildiğini, milletin parasının adeta peşkeş çekildiği belgeleri ile gündeme getirdik! siz ne yaptınız?

Bir meslektaşınızın yanında olmak şöyle dursun, sanki İZDENİZ ‘in kadrolu avukatı gibi karşımıza dikildiniz! Savcıya verdiğiniz ifadede "mesleğin onurunu koruyoruz" masalları anlatırken, sizin cemiyetinize dahi üye olmayan TEMİZELLER’ den haddiniz olmadan bilgi ve belge istediniz. Yetmedi, yolsuzluk yaptıklarını belgeleriyle ortaya koyduğumuz haberlerimize karşı kınama mesajı yayınladınız!

İşin en trajikomik yanı ise, o çok bilmiş ama hiçbir şey bilmeyen eski CHP’li şimdiki Yeni parti Güzelbahçe Belediye meclis üyesi "İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ DİSİPLİN KURULU BAŞKANINIZIN" “ÇAĞLAYAN BİLGEN” OLMASIYDI.

Hem yeni partiden belediye meclis üyesi hem de cemiyetin disiplin kurulu başkanı! Oh ne ala… böyle başkana böyle disiplin kurulu başkanı…

Şimdi soruyorum! Bergama Belediyesi ile ilgili o asılsız ve belgesiz "AK Parti'ye mi geçiyor" iddiasını ortaya atan ve haberini yapan gazeteciye telefon açıp veya yazılı olarak belge ve bilgi istediniz mi? O gerçek dışı haberi yapan gazeteci için bir kınama mesajı yayınladınız mı?

Şimdi çıkmış milletin vekilinden özür bekliyorsunuz? Aslında o mesnetsiz habere körü körüne sahip çıkarak ortalığı velveleye verdiğiniz için asıl özür dilemesi gereken sizsiniz!

Ama hayır, yapamazsınız. Çünkü siz iki yüzlüsünüz. Sizinle asla yol yürünmez, siz adamı yarı yolda satarsınız.

Sizin gazeteciliğiniz, kendine yakın bulduğunuz insanları etrafınıza toplayıp TEMİZELLER'e kınama yayınladıktan hemen sonra, fakir fukaranın hakkı olan ve kamu malı olan İZDENİZ ‘in sorumluluğundaki Bergama Vapurunda, şirketin yönetim kurulu başkanı ve genel müdürüyle çalgılı, sözlü, şaraplı alemler yapmaktan ibarettir!

Nitekim İzmir ve İzmirlilerin dürüstlüğünü her ortamda konuştuğu Cemil Tugay TEMİZELLER’in belgeleri ile gündeme getirdiği haberlerinden sonra konuyu araştırıp doğruluğunu tespit ettirdikten hemen sonra hem yönetim kurulu başkanı hem de genel müdürü görevden aldı.

"Unutmadan, İzmirliler adına şu hesabı da bir soralım!

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ ‘in bünyesinde bulunan ve asıl sahibi kamu, yani millet olan Bergama Vapuru'nda... 'Körfez Turu' adı altında organize ettiğiniz o çalgılı, sözlü eğlencenin faturası kimin cebinden çıktı? Şayet masrafları siz karşıladıysanız, lütfen o faturaları kamuoyuna ibraz edin de kimsenin aklında şüphe, gönlünde merak kalmasın!

Siz en iyisi sadece asli görevinizi yapın. Asılsız dedikodulardan beslenen kulisçileri değil, gerçek gazeteciliği, cesur kalemleri ve belgeli hakikati savunun.

Meslektaşlarınızın dertleriyle lafta değil özde dertlenin ki, gün gelip dara düştüğünüzde, bizim de size sahip çıkacak bir nedenimiz olsun. Bilmem anlatabildim mi?