Okul kantinlerine ilişkin 20 yıllık azami kiralama süresi uygulaması, kamuoyunda farklı tartışmaları beraberinde getirse de, uygulamanın arkasındaki temel gerekçe giderek daha net anlaşılıyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu yöndeki kararlılığı, nesiller boyu aynı kişilerde kalan kantin işletmeciliği anlayışının sona erdirilmesini hedefliyor.
Bu çerçevede atılan adımlar, “babadan oğula, oğuldan toruna” devredilen kantin işletmeciliği döneminin artık kapandığını gösteriyor.
Bakanlık bakışı, Dolaşım, adalet ve taze kan
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin döneminde sürdürülen bu uygulama, yalnızca bir süre sınırlaması değil; istihdamda adalet, fırsat eşitliği ve yenilenme hedeflerini esas alıyor.
Edinilen bilgilere göre Bakanlık, onlarca yıldır aynı okullarda faaliyet gösteren, fiilen “kalıcı mülk sahibi” gibi davranan işletmecilik anlayışının, hem rekabeti hem de sektörel yenilenmeyi engellediği görüşünde.
1968’den beri aynı kantini işletenler var
Sahadan gelen bilgiler, uygulamanın neden gerekli olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye genelinde, 1960’lı yıllardan bu yana aynı okulda kantin işleten örneklerin bulunduğu belirtiliyor. 1968’den beri kesintisiz biçimde aynı kantini işleten işletmeciler olduğu biliniyor.
Bu durumun, yeni girişimcilerin önünü kapattığı, genç esnafın sektöre girmesini zorlaştırdığı, kantin hizmetlerinde yenilik ve kaliteyi sınırladığı yönünde uzun süredir eleştiriler bulunuyordu.
Amaç cezalandırma değil, yenilenme
Bakanlık çevrelerinden aktarılan değerlendirmelere göre, 20 yıllık sınır bir “cezalandırma” uygulaması değil; doğal bir dönüşüm mekanizması olarak görülüyor. Bu sayede, yeni işletmecilere alan açılması, genç girişimcilerin sisteme dahil edilmesi, kantin hizmetlerinde kalite, hijyen ve çeşitliliğin artması hedefleniyor.
Bu yönüyle uygulama, sadece kantincileri değil; öğrencileri, velileri ve okul yönetimlerini de yakından ilgilendiriyor.
Eğitimde durağanlık değil, dinamizm hedefleniyor
Uzmanlara göre, eğitimin her alanında olduğu gibi okul kantinlerinde de durağan yapıların uzun vadede sorun yarattığına dikkat çekiliyor. Aynı işletmecinin onlarca yıl boyunca hiçbir rekabet baskısı olmadan faaliyet göstermesi, çağın gereklerine uyum konusunda zafiyet oluşturabiliyor.
20 yıllık sınır, bu açıdan bakıldığında, taze kan ve yeni bakış açıları için bir kapı aralıyor.
Yeni istihdam ve fırsat eşitliği vurgusu
Uygulamanın savunulan en güçlü yanlarından biri de istihdam etkisi. Her tahliye edilen kantin için yeni bir işletmeci, yeni çalışanlar ve yeni bir ekonomik döngü anlamına geliyor. Bu durumun, özellikle genç esnaf ve küçük sermaye sahipleri için önemli bir fırsat yaratacağı ifade ediliyor.
Bir dönem kapanıyor, yeni bir dönem başlıyor
20 yıllık kantin uygulamasıyla birlikte, okul kantinlerinde kalıcılaşmış işletmecilik dönemi sona eriyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın kararlılıkla sürdürdüğü bu yaklaşım, kısa vadede tartışma yaratsa da, uzun vadede daha adil, daha dinamik ve daha rekabetçi bir yapının önünü açmayı amaçlıyor.
Bu yönüyle bakıldığında, “babadan oğula kantin” anlayışının sona ermesi, yalnızca bir idari karar değil; eğitim ekosisteminde önemli bir yapısal dönüşüm olarak değerlendiriliyor.
Veliler ve okul aile birlikleri destekliyor
Öğrenciler, veliler ve okul aile birlikleri cephesinde ise karar büyük ölçüde olumlu karşılanıyor. Uzun yıllar aynı işletmeciler tarafından yürütülen kantin hizmetlerinin zamanla yenilikten uzaklaştığı, ürün çeşitliliği ve kalite konusunda beklentileri karşılamadığı yönündeki şikâyetler sıkça dile getiriliyordu. Bu nedenle 20 yıllık sınırın, kantinlerde rekabeti artıracağı, hijyen ve kalite standartlarını yükselteceği ve çocukların daha sağlıklı, daha denetlenebilir ürünlere ulaşmasını sağlayacağı görüşü öne çıkıyor. Okul aile birlikleri de, kantinlerin “süresiz işletme alanı” olmaktan çıkarılarak belirli aralıklarla yenilenmesinin hem okul yönetimleri hem de öğrenciler açısından daha sağlıklı bir işleyiş oluşturacağını savunuyor.