Artık hiç bir şey gizli kalmayacak!

  • Dolar 5.8376
  • Euro 6.5016
  • GR ALTIN 280.32
  • ÇEYREK 458.32

  • 04 Ekim 2019, Cuma 16:11
SaitKaraduman

Sait Karaduman

Kim derdi ki…

1926 yılının sıcak Ağustos ayında Tarsus’ta doğdu.

Ömrü boyunca karasevda bir adam olacaktı.

Çocukluğu boyunca yaşadıkları, sonrasında ailesine de getirecekleri ile gözler önünde yaşayacağı bir hayat vardı önünde.

Memuriyet yaparak yaşamlarını geçindirmesinin yanında ünlü bir şair olarak da tanınacaktı.

Gerçekten de sıcakkanlı bir çocuktu.

Hayatı çile doldurmak olarak görüyordu.

Bunun nedeni ise defalarca kaza geçirmesi ve defalarca ameliyat olmasına bağlıyordu.

7 yaşında geçirdiği bir hastalık nedeniyle kekeme olmuştu.

Babasının memuriyeti nedeniyle eğitimini şehir şehir dolaşarak tamamladı.

İlkokulu Eskişehir’de, Askeri Ortaokulu Konya’da, Liseyi yine Eskişehir’de bitirdi.

Liseyi bitirir bitirmez Osmanlı Bankası’nda işe başladı, daha sonra İş Bankası, Yapı Kredi ve Akbank’ta devam etti.

Son olarak ise Türkiye İş Bankası Yayınları Müşavirliği görevini üstlendi.

Tipik bir memur hayatı vardı.

Bir gün içinde tutamadığı cümleleri şiir olup döküldü kaleminden.

1977 yılında kendi isteği ile emekli oldu.

Şiirleri ise 1940 yılında Yedigün Dergisinde yayınlanmaya başlamıştı.

Arkası da geldi zaten…

İlk şiir kitabı ise 1947 yılında yayınlandı.

Emekli oluncaya kadar 50 kitap çıkarmıştı.

1960’da kendi adını verdiği bir yayınevi kurdu.

Şiirlerinde özellikle Faruk Nafiz Çamlıbel’in etkisindeydi.

Evlendi ve 2 çocukları oldu.

Tam bir ölü seviciydi.

‘Yaşamdan çok ölümü seviyorum’ diyerek bunu sürekli dile getiriyordu.

Bu sözler ona bir ceza olarak geri döndü.

Oğlu 18 yaşında Galata Kulesinden atlayarak intihar etti.

Kendisi de sürekli intihar denemeleri yapmıştı ancak bunu oğlu başarmıştı.

Babasına yazdığı notta ise ‘Baba, intihar öyle edilmez, böyle edilir’ yazıyordu.

Bundan sonda içinden geçenleri kalbinde tutamazdı ve yazacakları ölüm ve acı temalı olacaktı.

4 Kasım 1984’te nihayet hasretle beklediği ölüme kavuştu.

Oğlunun onu cezalandırışı gibi belki o da yaşayarak kendini cezalandırmıştı.

Şiirleri, yazıları, şarkılarıyla bir Ümit Yaşar geçti bu dünyadan…

 

Oğlunun intiharının ardından kaleme aldığı mısralar hâlâ dillerde…

 

Bu kadar yürekten çağırma beni

Bir gece ansızın gelebilirim

Beni bekliyorsan uyumamışsan

Sevinçten kapında ölebilirim

 

Belki de hayata yeni başlarım

İçimde küllenen kor alevlenir

Bakarsın hiç gitmem kölen olurum

Belki de seversin beni kim bilir…

Ümit  Yaşar Oğuzcan’ın oğluna yazdığı bu mısraları, Rüştü Şardağ besteledi.

1974 yılındaki Kıbrıs Harekatında sürekli çalınarak adeta harekatın simgesi oldu.

Son yıllarda yeniden bu şarkının sözlerini duyar olduk.

Hem de çok fazla…

Ama bir harekat göremedik.

Kim derdi ki, bir babanın oğluna yazdığı mısralar gün gelecek siyasi alet edilecek…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


İbrahim Gökçen İbrahim Gökçen 04.10.2019 20:08

Yüreğine, kalemine sağlık dostum. Günümüz siyaseti maalesef hiç bir şey ayırt etmeden hepsini kirletti...

Site en altı
yukarı çık