Artık hiç bir şey gizli kalmayacak!

  • Dolar 5.8109
  • Euro 6.4287
  • GR ALTIN 272.9
  • ÇEYREK 446.19

  • 04 Ekim 2019, Cuma 17:21
AtillaÖntürk

Atilla Öntürk

Komşunun Oğlu

Annesinin bir tek oğluydu. 7 Yaşında ilkokula başladığı zaman sınıftaki tüm çocuklar ebeveynlerinin arkasından göz yaşı dökerken o küçük bedeniyle büyük bir amaç içerisindeydi. Okumak istiyordu. Sadece annesine destek olmak için değil, yaşamının bir amacı olsun diye. Yaşadığı gezegene ihanet etmeyecek, para hırsından insanların canını yakmayacak, aç gözlü olmayacaktı büyüyünce. Daha o yaştan belli etmişti karakterini, duruşunu.

 

Birde zengin komşularının oğlu vardı. Annesinin babasının bakıcıyla büyüttükleri, sokaktaki diğer arkadaşlarına sadece ona yeni alınan ve diğer çocuklarda olmayan bisikletiyle, futbol topuyla büyüyen bir çocuk. İlgilenilse sevgiyle büyüyecek, belki insanlığa kalıcı faydası olabilecek bir çocuk.

 

Annesinin bir tek oğlu zor şartlarda ama sevgiyle büyüdü. Babasının kazandığı para ailesinin geçimine gitti. Okuma arzusu her zaman aklında kalıcı olduğu için şartlar zorda olsa okudu. Büyüdü. Üniversiteye gitti. Mezun oldu.

 

Şimdi bir rezidansta, asgari maaşla, okumakla geçen ömrünün geri kalanını terfi ve zam bekleyerek geçirecek. Hayatta amacı olan, hayalleri olan, saygı ve sevgiyle büyümüş bir birey onları yapamadan ve zamanın nasıl geçeceğini anlamadan yaşlanacak, rezidanslardan çıkıp tanımadığı insanlarla dolu bir otobüste, kömür kokan sokak aralarına giderken.

 

Ne için biliyor musunuz? Hani ikinci paragrafta okuduğunuz zengin komşunun oğlunu hatırladınız mı? O daha çok araba alsın, daha çok ev alsın, daha çok insanı köleleştirsin diye.

Kısa hikaye tanıdık geldi mi?

 

 “Abi siz neden doymuyorsunuz?”

Yazılı olmayan kurallarımız var bizim. Bencil, insan hayatına ve emeğine saygı duymayan, hayvanları ve doğayı görmezden gelen, sadece kendisi için yaşayan sabırlı ama kötü biriyseniz mal varlığınız oluyor. Eğer standart ücretler ile bir yere emeğinizi veriyorsanız ve dünyanın geri kalanının da yaşam hakkı olduğunu düşünüyorsanız size kötü bir haberim var. Hayallerinizi gerçekleştirmeniz çok zor.

 

“Bizler nasıl böyle insanlar olduk?”

Cümlesini kabul etmiyorum. Bu soruyu kendine sorma cesaretinde olan insan zaten bahsettiği “böyle” karakterinde değildir. İyidir sadece, daha iyi olamamanın isyanıdır o. Kötülüğün değil. Kötü insanlar yaptıklarından asla pişman olmadıkları için kötüdür. Zengin insanlar, insanların geri kalanının emeklerini sömürdükleri ve acıma duyguları olmadıkları için zengindir. Tümü demiyorum ama çoğunluğunun öyle olduğunu da kelimelerden esirgeyecek değilim.

 

“Çok çalışmayın!”

Onlar dünyayı ele geçirdiler. Verdiğiniz mücadele sadece açlıktan ölmemenizi sağlayacak. Dünyada gezip görülebilecek yüzlerce doğa harikasını, taksitlerini ödemek için çalıştığınız telefonunuzun küçük ekranından göreceksiniz. Gitmek istediğiniz etkinliğin yanından, ayakta evinize gitmeye çalıştığınız dolu otobüsün camından veya zorluklarla sahip olduğunuz arabanızın camından bakarak geçip gideceksiniz. Hayalini kurduğunuz ev hak etmeyen birine ait olacak. Çok çalışıp pahalı bir kiralık eve çıkınca da mutlu olacaksınız ama hiç tanımadığınız birinin dört duvarının arasında kalıp ona her ay zamanınızın ve emekleriniz karşılığını verdiğiniz gerçeğini değiştirmeyecek. Bu yüzden çok çalışmayın.

Dünyayı çok çalışanlar değil çok düşünenler değiştirebilir.

Kas gücüyle bir iz bırakan gördünüz mü hiç? Geçmişte çok çalışıp ailesine başarılı bir şekilde bakabilen, hayallerine kavuşmak için sırtında onlarca tuğla taşımış, bunu başarmış ve hatta boş zamanlarında sürekli bir fidan diken ve yaşama saygı duyan bir inşaatçı ismi söyleyebilir misiniz? O çok çalıştı ve iyi bir insandı oysaki. Bence ismi hem çalışkanlığı hem Dünya’ya olan sevgisiyle hatırlanmayı hak ediyor. Ama kuralımız neydi? Çok çalışmayın.

Şimdi çok çalışmayan (fiziki olarak) evet dediğiniz insanlara bakalım. Bu insanlara asla az çalıştılar, az emek sarf ettiler demiyorum. Fiziki güç ve düşünme gücünün farkını anlatmak için soruyorum;

Herhangi bir siyasetçi ismi hatırlıyor musunuz?

Herhangi bir bilim adamı ismi hatırlıyor musunuz?

Herhangi bir mucit ismi hatırlıyor musunuz?

Herhangi bir yazar ismi hatırlıyor musunuz?

Cevabınız tüm sorulara evet ise kendinize tekrar sorun çalışarak nereye varabilirsiniz? Düşünerek nereye varabilirsiniz?

Hayallerinizi bir şekilde gerçekleştirdiğinizi var sayarak kendinizi sınayın. Durabilecek misiniz? Kendinizi nefret ettiğiniz insanlara fark etmeden dönüşmemenizi sağlayacak ne gibi önlemleriniz var? Bunlardan ne kadar eminsiniz?

“Genel düzene saygı duymuyorum!”

Sevdiklerinin kokusuyla geçmeyen bir ömür, tanımadığın, hoşlanmadığın insanlarla mecburi yolculuklar, aynı ortamlarda belirsizlik kaosu, binaların aralarında nefes almadan geçen ömürler, bitmek bilmeyen taksitler, yarım kalan planlar, başını okşayamadığınız bir can dost, o dostun alınmadığı saçma mekanlar, sürekli para hesaplama, doymak bilmeyen insanlar, işinden nefret eden bir toplum, herkesin gergin olduğu bir trafik… Eklemek istedikleriniz var mı? 

Etrafınızdaki insanların genel yüz ifadesine dikkat ettiniz mi hiç? Size kötü bir haberim var, hepimiz mutsuzuz.

Değiştirin kelimesi de çok ağır.

“Genel düzeni değiştirin haydi yaşama sırası bizde, çıkalım doğaya, gezelim görelim, sevelim, sevilelim, artık kan görmeyelim, taciz haberleri duymayalım, şiddet bitsin” demeyi çok isterdim. Ama, amalarla geçiyor ömrümüz.

Yaşam mücadelenizde başarılar dilerim. Düşünün, sıra gelecek…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık