Artık hiç bir şey gizli kalmayacak!

  • Dolar 5.7152
  • Euro 6.3012
  • GR ALTIN 268.7
  • ÇEYREK 439.32

  • 15 Temmuz 2019, Pazartesi 14:41
AlicanDuran

Alican Duran

Yargı Reformu Stratejisi

Yargı Reformu Stratejisi Türk Hukuk Sistemini aklayıp paklayabilecek mi?


Bu günlerde herkesin çok merak ettiği ve en güncel konulardan biri Yargı Reformu stratejisi. Adalet Bakanı Sayın Abdulhamit Gül, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu ve daha nice pek çok isim çıkıp bu konuda Türk Yargı Sistemi adına çok umut veren açıklamalar yapıyorlar. Yargı Reformu sürecinin işlevselliğini arttırmak adına pek çok toplantılar düzenleniyor, hukukçuların görüşleri inceleniyor. Avrupa Birliği Yargı standartlarına ulaşmak ve üzerine çıkmak için büyük adımlar atılıyor. Gerçekten de bu belgedeki başlıklar toplumun yargı sistemine olan inancını pekiştiren ve insan haklarına verilen değeri arttıran, demokratik bir siyasal düzenin pekişmesini vadeden bir Hukuk Devleti’nin inşa edileceğini gösteriyor.

Yargı Reformu Belgesindeki en önemli başlıklar; Adil Yargılanma hakkının pekiştirilmesi, İfade özgürlüğünün güvenceye kavuşturulması, Hâkimlerin ceza ve hukuk hâkimi olarak ayrılıp ihtisaslaşması, Hukuk Fakültesi eğitiminin 5 yıla çıkarılması, Avukat olabilmek için Hukuk Mesleklerine giriş sınavlarında başarılı olmak, Hukuk Fakültesi tercih edebilmek için ilk 100.000’e girmek ve Hukuk Fakültesi kontenjanlarının azaltılması, Uzun Tutukluluk süreleri, Vatandaşların Danışmanlık hizmeti alabilmesi için ofislerin kurulması gibi pek çok önemli konuları ele alıyor.

Şüphesiz bu rapordaki bahsedilen tüm başlıklar daha adil bir hukuk düzeni yaratabilmek ve hukuk devleti niteliğini tam olarak kazanabilmek için kaleme alınmış. Bu raporu hazırlayan, sürece destek veren herkesin iyi niyetle hareket ettiğine yürekten inanıyorum. Ama bu süslü cümleler hepimizin hukuk düzenine olan inancını sağlamlaştırabilecek mi? Adalete daha makul sürelerde ve daha ekonomik şekillerde ulaşabilecek miyiz? İstinaf ve Temyiz mekanizmaları daha hızlı çalışabilecek mi? Mahkemelerin tarafsız ve bağımsız hareket ettiklerine gerçekten inanabilecek miyiz? Hakim ve Savcıların atanmasın da liyakat ilkeleri esas alınıyor mu ya da alınacak mı? Egemen İktidarın ne düşündüğü, devlet memurlarının mesleğini icra etmesinde rol oynuyor mu?  Adil Yargılanma hakkının ihlaline dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi en çok hangi konularda aleyhimize karar veriyor ve bu uygulamaların düzeltilmesi yolunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin atacağı adımlar neler olacak? Yargı Mensupları mevzuata riayet ediyor mu?

Sorun sizce mevzuatlarda mı yoksa mevzuatların uygulanmasında mı? Yani diyelim ki çok güzel düzenlemeler hukuk sistemimize dâhil oldu, süreçler başarıyla tamamlandı, her şey tamam olacak mı? İşte tam da burada Hukuk Fakültelerinin, Baroların ve ilgili diğer kurumların/kuruluşların vereceği eğitimler çok önem arz ediyor. Akademisyenler genellikle 6 yıllık bir eğitimi uygun görüyorlar. Çünkü teorik bilgiler maalesef mesleğe atılınca, tecrübesizlik sebebiyle nasıl kullanılacağı konusunda zorluklar yaşanıyor. Bunun için pratiğe dönük uygulamaların daha fazla olması gerektiğini ve eğitim süresinin az olması ve üstüne akademisyen sayısında yaşanan sıkıntılar, nitelikli hukukçuların az yetişmesine sebep oluyor. Ayrıca bu kadar önemli bir fakültenin kontenjanlarının çok fazla olması da cabası. Şuan Türkiye’de yaklaşık 116.779 civarında baroya kayıtlı avukat var ve Hukuk camiası bu durumdan oldukça muzdarip. Avukat başına düşen iş yükünün az olması, stajyer avukatların yaşadıkları ekonomik zorluklar ve hukuk mesleklerindeki diğer problemler de çözülecek gibi değil. Üstüne bir de yurtdışı denklikleri eklenince işler iyice karmaşıklaşıyor.

İşte tüm bu durumlar; adaletin herkese eşit ve hızlı süre de ulaşmamasına, yargıda birliğin olmamasına, devamlı tıkanan dava süreçlerine ve sık sık toplum vicdanının sarsılmasına sebep oluyor ve ayrıca Hukuk Mesleklerine olan saygınlığın da azalmasına yol açıyor. Tartışmamız gerekiyor, problemleri dile getirmemiz ve gerçekleri konuşmamız gerekiyor.
Yani sevgili okurlarım, Devlet’imizin ve Toplum sözleşmemizin deymumini sağlayacak en önemli kavram ‘’ADALET’’ olmasına rağmen, biz bu işleri daha nasıl karmaşık hale getirebiliriz ki? Daha adil ve daha eşitlikçi günlere uyanmak dilekleriyle, hoşça kalın.
****
Düşünün, makinistsiniz ve her gün işinize gidip geliyorsunuz. Sıradaki sefer için trene biniyor ve treni hareket ettiriyorsunuz. Raylarda ilerlerken yirmi metre ilerde makas değişecek ve güzergâhınızda ilerleyeceksiniz. Ancak bakıyorsunuz ki önünüzdeki farklı iki rayın birinde her gün rayların bakımıyla ilgilenen işçi, raylarda gerekli çalışmaları yapıyor. Diğer rayda ise beş kişi umarsızca sohbet ediyor. Treni sağ tarafa sürerseniz işçi, sol tarafa sürerseniz beş kişi ölecek. Siz hangi tarafa sürmeyi tercih ederdiniz? (Michael J. Sandel ‘’ADALET’’)
****


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Ali Riza Duran Ali Riza Duran 15.07.2019 15:13

Sizden de bu beklenirdi Alican bey, kaleminize yüreğinize sağlık.

yukarı çık