Artık hiç bir şey gizli kalmayacak!

  • Dolar 5.9443
  • Euro 6.5569
  • GR ALTIN 300.69
  • ÇEYREK 491.64

  • 02 Ocak 2020, Perşembe 15:32
AhmetTübcel

Ahmet Tübcel

Fetö ile mücadele eden Savcı ve Hakimlere gelsin bu yazı…

Mesele aslında yıllar önce başlamıştı ülkemizi karanlık bir eşiğe çekmek isteyen bu hain yapılanma en son gerçek yüzünü 15 Temmuz 2016 günü gösterdi.

Aslında bu yapılanmayı yıllar önce fark eden yargıdaki bazı Hâkim ve Savcılar devleti koruma iç güdüsüyle hareket ederek bu yapılanmanın üzerine gittiler belki de hiç kimse farkında değil ama o Hâkim ve Savcıların yüzü suyu hürmetine Memleket çok daha büyük belalardan kurtulmuştu.

Ancak biz millet olarak ne yaptık bu cesur vatan sevdalısı insanlara yani bu Savcı ve Hakimlere onları Fetö mücadelerinde yalnız bırakarak sahip çıkmayı bile beceremedik.

Yani adalet dağıtan insanlara adaletli davranmayı bile beceremedik.

Ama laf üretmeye, dedikodu üretmeye geldiğinde üstümüze yok yani gerçekten…

Daha dün Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman bir açıklama yaparak nerede ise unutulmaya yüz tutmuş Fetö terör örgütü ile bizlere satır aralarında mesaj verdi. Neydi o açıklamadan aklımızda kalan "FETÖ/PDY ile mücadelede çok ciddi mesafe kat edildi. Bu örgütün yüzde yüz temizlendiğini kimse söyleyemez ancak örgütün operasyonel gücü kalmadığını söyleyebiliriz. Ancak bu örgütle mücadelede kesinlikle zafiyete düşmemek gerekir.”

HER KILIĞA GİRİYORLAR

‘’FETÖ ile mücadele hayati bir mücadeledir. Hem devletimiz hem milletimiz için. Bu terör örgütü ortadan kaldırılmadığı sürece tehdit devam eder. Kontrolünün de dışarıda olduğunu biliyorsunuz. Bu terör örgütünün ülkeye veremeyeceği zarar yok. Bunlar bukalemun gibi. Her kılığa giriyorlar ve ülkeye her türlü kötülüğü yapacak durumdalar’’ diyerek bizlere bu mücadelenin sürmesinin hayati önem taşıdığını yılın son gününde anlatmaya çalıştı.

Gelgelelim bu mücadeleyi canlarını, ailelerini, çocuklarının hayatlarını riske atarak soruşturan olayları ortaya çıkaran Hâkim, Savcı ve Polislere görevlerini yerine getirirken biz millet olarak bu insanlara ne kadar sahip çıkabiliyoruz?

Kendimizi hiç sorguladık mı acaba?

Siz hiç Hakimlere Savcılara haksızlık yapılıyor diye bir sivil toplum örgütünün açıklama yaptığını gördünüz mü?

Siz hiç Hakimlere Savcılara Polislere haksızlık yapılıyor diyen bir avukat grubu veya baro gördünüz mü? veya duydunuz mu?

Ama Hâkim, Savcı ve Polis karşıtı yüzlerce açıklama eleştiri duyup okumuşsunuzdur.

Maalesef bu mesleklerin kaderi böyle.

Bakın ben size şahit olduğum ve yakinen takip ettiğim İzmir’de görev yapan bir Hâkimden örnek vereyim

Yıl 2009 Fetö (o zamanki adıyla cemaat) Hâkim bey hayatını her aşamasında bu tür yapıların karşısında olmuş bir kişi olarak bu mücadeleyi de aralıksız sürdürürken her toplantısında her yaptığı devlet görüşmelerinde bu yapının tehlikesini ve zararlarını anlatarak hem yetkilileri hem de dostluk yaptığı meslektaşlarını bilgilendiriyordu.

Bu konudan rahatsız olan yargı içerisine sızmış Fetö örgüt elemanları da boş durmayarak çeşitli yöntemler kullanarak Hakim beyi bir elleriyle  bütün her yere şikayet ettikleri gibi öbür elleriyle de çamur atmaya devam ediyorlardı.

Makamına gelen tehdit telefonlarına aldırış etmeden bildiği doğrular üzerine hayatını kuran Hakim bey tabi ki de kendisine gelen tehdit telefonlarını savcılığa bildirerek suç duyurusunu yapıyor.

Suç duyurusu nemi oluyor? Koskoca bir hiç. Tehdit telefonları ankesörlü telefondan yapıldığını tesit eden savcılık ne hikmetse mobese kamera görüntülerine ulaşamıyor ve on yıl zaman aşımına girerek dava düşüyor.

İnanılması güç değil mi?     

Aslında ankesörlü telefonların düğümü o günlere dayanıyor!

Ama unuttukları bir şey vardı güneş balçıkla sıvanmaz

Yine 2009 yılında devletin üst düzey ve devlet yanlısı bir yönetici Hakim beyi arayarak kendisine Fetöcüler tarafından tuzak kurulmaya çalışıldığını buna Hakimler ve Savcılar Üst Kurulunda o dönem bulunan Fetö örgütünün emrinde olan kurul üyelerininde alet olduğunu söyleyerek dikkatli olmasını tavsiye ediyor.

Hâkim bey mücadelesine devam ederken bir’den bire kendini Gaziantep’te buluyor

Hiçbir anlam veremediği gibi bunun bir sürgün tayini olduğunu anlıyor

Vatan sevgisinden bir şey eksilmeden bu mücadeleye devam eden Hâkim bey adeta ‘’nerede kalmıştık’’ dercesine ve makamına gelen tehdit telefonlarına aldırış etmeden feto örgütü ile uğraşmaya devam ediyor etmesine ama kendisi hakkında da uyduruk ipe sapa gelmeyen şikayet konularına cevap vermek ve kendini savunmak zorunda kalıyor.

Hâkim bey kıdemli olduğu için orada bölge idare mahkeme başkanlığına vekaleten bakıyor.

Göreve başlar başlamaz Cumhuriyet Başsavcısının Fetöcü olduğuna kanaat getirip başına gelebilecek felaketleri umursamadan bu seferde onunla mücadele ederek başsavcının o zamanki adıyla cemaate yardım ve yataklık ettiğini bu örgüte yapılan lojman satış ve idari bina kiralamalarından yapılan ihalelerde finans sağladığını kısacası bu yapıya hizmet ettiğini hazırladığı bir rapor halinde adalet bakanının devlet yanlısı  müsteşarına elden teslim ediyor.

 O günlerde Fetönün kurul üyesi olarak görev yapan üyelerinin direncine rağmen o başsavcı Ankara iline düz savcı olarak atanıyor.

Ama 15 Temmuz hain kalkışmadan hemen sonra o raporun doğruluğu bir kez daha  ortaya çıkarak başsavcı Fetö soruşturmasında gözaltına alınıp tutuklanıyor başsavcı tam tamına 71.688 kez bylock denen Fetö terör örgütünün şifreli programına giriş yaparak örgüt üyeleri ile irtibat sağladığı ortaya çıkmıştı.

Fetö örgüt üyesi Başsavcı ceza yargılaması sonucunda 8 yıl ceza alarak meslekten ihraç ediliyordu.

Hâkim beyin verdiği raporlar sayesinde örgütün adli yargı yapılanmasının ortaya çıkmasına inanılmaz katkısı olmuştur.

Yıl 2015

Türkiye’nin gündemini aylarca meşgul eden MİT tırlarını durduran Savcı ve Hakimler sonrası Hakim bey hemen sosyal medyasında ‘’BİZİ TIRLATTIRMAYIN’’ yazıp paylaşan ve bu hainlere meydan okuyan hakim bey hemen ardından  Sayın Cumhurbaşkanına destek vermek ve motivasyonunu yükseltmede bir nebze olsun katkıda bulunmak amacıyla  Adana havaalanında karşılayıp özel bir görüşme yapan Hakim bey ve yanında getirdiği  meslektaşı olan arkadaşını Cumhurbaşkanına tanıtarak  ‘’Sayın Cumhurbaşkanım biz bu Devletin Hakim ve Savcılarıyız bizlerde sonuna kadar sizin yanınızdayız diyerek görüşlerini belirtmişlerdi bu görüşmede sayın Cumhurbaşkanının saygı değer eşi Emine hanımın gözleri dolarak teşekkür ettiğini ve ‘’keşke sizin gibi Hakim ve Savcıların sayıları artsa diyerek’ ’memnuniyetini dile getirmişlerdi

Nitekim bu olaylardan sonra Hakim bey yargıda birlik oluşumuna aktif destek vererek Aydın ilinde kurul seçimlerinde kamera çekimleri yapan Fetöcülerle  büyük tartışma yaşayarak olaylara müdahil oluyor.

Aslında Hâkim beyi Fetöcüler çoktan hedef tahtasına oturtmuşlardı.

Neden mi çünkü bu kurul seçimlerinden önce Hakim bey yaptığı sosyal medya paylaşımlarında Sayın Cumhurbaşkanı lehine ve yargıda birlik oluşumuna açık açık destek vererek zaten taraf ve hedef olmuştu.

Nitekim yapılan kurul seçimlerinde yargıda birlik mensupları Türkiye genelinde olduğu gibi büyük mücadeleler sonrası sandıkta da galip gelmeyi başardılar. başardılar başarmasına ama Hakim bey kalp hastası olup kalp  ilaçlarına da başlamış oldu.

Yeniden yapılanan HSYK döneminde iadeyi itibar yapılarak İzmir’e tekrar atanan Hâkim bey burada da kaldığı yerden devam ederek Fetö ile mücadelesine daha keskin bir biçimde devam etti.

Bu çalışmalardan oldukça rahatsız olan kripto Fetöcüler tabi ki de boş durmayarak ipe sapa gelmez asılsız şikayetlerine devam ettiler.

Hani yukarıda Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Yüksel Kocamanın ‘’Bu hain Fetöcüler her kılığa giriyor, bu hainler bukalemun gibi’’  dediği gibi bu bukalemun hainler İzmir’de de boş durmuyorlardı.

Bu hainlerin unuttukları bir konu vardı aslında uğraştıkları ve yok etmeye çalıştıkları bu karakterdeki Hakim ve Savcılar hayatlarının her aşamasında haksızlıkla ve bu tür devlet içinde yapılanmalar ile mücadele etmeyi kendilerine yaşam biçimi yapmışlardı.

Bu hainler kendilerinin bu tür sağlam devletçi anlayışla başa çıkamadıklarını anlayınca taktik değiştirip belirli paralar karşılığında satılık kalemlere haber yaptırıp bu insanlara itibar suikastı yapmaya çalışmalarının yanı sıra ipe sapa gelmez asılsız şikayetler yapıp bu mücadeleyi veren insanları yıpratmaya çalışmaları da gözlerden kaçmıyordu tabi ki de.

Hiçbir işlemde çamur tutmayan bu tür Hakimler ve Savcılar sadece ve sadece kendilerine yapılan iftira ve karalama kampanyalarına kendi içlerinde ve suskun dünyalarında onlarda bizler gibi dürüst Cumhuriyet Savcılarına ve Hakimlerine güvenmekten başka çareleri yoktu.

Bu seferde başarılı olamayan örgüt üyeleri emniyetin içerisine sızmış kripto hücre elemanlarını hayata geçirerek Hâkim beyin arkasına bir polis memuru taktırarak takip ettiren yapı aslında kendini ele verecek işlemlere imza atıyordu.

Olayın farkına varan Hakim bey hemen konuyu ilgili birimin başındaki müdürü arayarak ’ benim peşime bir polis memuru takılmış beni takip ediyor neden ve ne için bu polis memuru beni takip ediyor amacınız nedir sizin ‘’ diyerek sorduğunda ‘’ne yapabilirim hakim bey ‘’ cevabıyla adeta kanı donan   Hakim bey sert bir üslupla ‘’ sen ne yapabilirim sözüyle aslında ne yapamayacağını söylüyorsun sizin gibi paralelcilere ben gereğini yapacağım diyerek’’ telefonu kapatıyor.

Hâkim bey aslında tekrar kendisine kurulmak istenen bir tuzağı da farkında olmadan ortaya çıkarmıştı.

Bu konunun peşini bırakmayan Hâkim bey daha önceden tanıdığı kendisinin de feto mağduru güvendiği arkadaşı olan emniyet genel müdürlüğü kom dairesi başkanına konuyu sözlü ileterek bu şube müdürüne ve yanına dost gibi gelip arkadaşlık kurmak isteyen fakat kendisin şüphelendiği isim listesini daire başkanı arkadaşına vererek bu kişilerin mercek altına alınmasını istiyor ve nitekim Hakim bey tekrar haklı çıkıyor

İlgili birimin şube müdürü emniyet baş müfettişine bu konu ile alakalı verdiği ifadede  ‘’ biz Hakim beye yardımcı olmak istedik fakat hakim bey bizi parelelcilikle suçlayıp sizin gibi parelelcilere gereğini ben yapacağım ,sizin bir şey yapacağınız zaten yok diyerek bizi tehdit etti’’ aslın da bu Fetöcü müdürün verdiği ifade 2015 yılında bunların ne kadar emniyet ve yargı içerisine sızdıklarının bir göstergesi idi.

Nitekim hakim beyin 2015 yılında telefonda görüşüp parelelci olarak tespit ettiği emniyet şube müdürü yapılan ceza yargılanmasında bylook görüşmelerinde ortaya çıkan silahlı terör örgütü yani feto üyesi olmak suçundan tam tamına  7 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar veriliyor.

Emniyet içeresine sızmış örgüt üyelerinden biri olan şube müdürü Hakim beyin özverili ve adeta dedektif gibi çalışması sonucu ortaya çıkmıştı

Hakim bey belki farkında değildi ama her şerde bir hayır vardır sözünü hiç unutmamış olacak ki aslında kendisine kurulmak istenen bu tuzak İzmir emniyetine sızmış feto örgüt üyelerinin deşifre olmasında büyük rol oynuyor.

Bu olayın Ardından yapılan operasyonda 32 emniyet görevlisi ceza alarak cezaevine giriyor.

Bu arada kalp ilaçlarına da devam eden Hakim bey azminden ve hırsından bir şey kaybetmeyerek sosyal medyasından devlet karşıtı yapılanmalara adeta meydan okuyan paylaşımlarda bulunarak malum güçlerin maşa kullanarak bu tür yasa dışı işlemlere imza attıkları adeta bas bas bağırıyordu.

Takvim yaprakları 2016 yılının şubat ayını gösterdiğinde dönemin İzmir Bölge İdaresi Başkanı rahmetli Ali Telli Hakim beyi yanına çağırarak ’’ bu yapıyla ilgili önemli bir soruşturma olduğu sende bu yapının mağduru olduğunu korkmadan bu konun üzerine gidebilecek ender hakimlerden biri olduğunu ve bu konunun muhakkik’ liğini senin yapmanı istiyorum’’ diyerek isteğini belirten başkan Hakim beyden ‘’ seve seve bu görevi yaparım hiçbir korkum yok bu hainlerle hayatımın her aşamasında savaştım ‘’cevabı alınca zaten sana yakışanda budur diyerek bu önemli görevi Hakim beye veriyor.

Görev tam anlamıyla SEGBİS sisteminde örgüt tarafından özel eğitim alan zabıt katiplerine ilişkindi.

Hakim bey aslında hazırladığı raporda adeta 15 Temmuz olacağına işaret ediyordu

Olayda tanıkların lehe ifadeler vermesine rağmen Hakim beyin bu konularda antrenmanlı olması, tecrübesi ve şüpheleri aslın da kendisini haklı çıkarıyordu.

Hâkim beyin korkusuzca hazırladığı şok raporda yaptığı cesur  tespitler adeta 15 Temmuz hain darbe girişimi olacağının işaretlerini tespit etmişti.

İşte 2016 Şubat ayında hazırlanan o şok  rapor ve kelimesi kelimesine hayati önem arz eden   tespitler;

‘’ANCAK; İDDİA KONUSU OLAYIN GÜLEN CEMAATİNE İLİŞKİN OLMASI NEDENİ İLE İDDİA KONUSU GÖREVLENDİRME VE CEMAAT YAPISI İLE ELDE EDİLECEK BİLGİLER ÖNEM ARZ ETTİĞİNDEN SEGBİS SİSTEMİNDE CEMAATİN NE TÜR BİR FAALİYETİ BULUNABİLECEĞİ İHTİMALLERİNİN ÖNEMLİ BİR ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

GEREK BASIN YOLU İLE GEREKSE ÜLKEMİZİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE GÜLEN CEMAATİ ÜYELERİNİN KENDİLERİNİ SAKLAMA VE GİZLEME DEŞİFRE OLMAMA ÖZELLİĞİ ÖN PLANDA TUTMUŞ CEMAAT MENSUBU OLMAYAN DEVLET KADEMESİNDE YÜKSELEBİLECEK GEREK ADALET TEŞKİLATI GEREK EMNİYET TEŞKİLATINDA GÖREV YAPAN MENSUPLARA MUHTELİF DÜZMECE RAPORLAR DÜZENLENMİŞ HİMMET YARDIMINDA BULUNMAYAN ÖZEL SEKTÖRDEKİ ŞİRKETLERİNDE MÜFETTİŞLERCE CEZELANDIRILMASI SAĞLANMIŞTIR.

BU CEMAAT MENSUBU KİŞİLER KOLAYLIKLA SAF DEĞİŞTİREBİLMEKTE KENDİLERİNİ GİZLEYEBİLMEKTE KENDİLERİ HAKKINDA HAZIRLANABİLECEK MUHTEMEL OLUMSUZ RAPORLARI BERTARAF EDECEK TEDBİRLERİDE TİTİZLİKLE ALMAKTADIR.

BU DURUM GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA CEMAAT MENSUPLARI HAKKINDA ELDE EDİLEBİLECEK BİLGİLERİN SAĞLIKLI OLARAK ORTAYA KONULAMAYACAĞI BİR GERÇEKTİR.

GÜLEN CEMAATİNİN ÖZELLİKLE İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, ADALET BAKALIĞI, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI , MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI VE DİĞER BAKANLIKLARDA ÇOK GİZLİ OLARAK HAREKET ETTİKLERİ ÜLKEYİ BÖLMEK İÇİN BÜYÜK UĞRAŞ VEREN PKK VE DİĞER MUHTELİF TERÖR ÖRGÜTLERİ İLEDE YAKIN İLŞKİ İÇERİSİNDE BULUNDUKLARI TARTIŞMASIZDIR’’

 

 Şimdi ortada ne kantar kaldı nede topuzu neden mi ?

Dilim döndüğünce bu mesleğe 30 yılını vermiş imzası bulunduğu haberlerle ülke gündemini değiştirmiş en önemlisi İstanbul’da yaşanan İSKİ skandalının haberinde bulunmuş haberin çıkmasında önemli rol üstlenmiş bir gazeteci olarak şunu söylemek istiyorum.

30 yılda benim öğrendiğim bu devlette ‘’HİÇ BİR BAŞARI CEZASIZ KALMAZ’’ teamülü sanki kırılmış gibi gözükse de hala varlığını korumakta.

Şimdi biz bu tür karakteri sağlam helal süt emmiş devlet ve millet dediğin zaman gözleri dolan bu insanlara sahip çıkmaz isek ALLAH’a nasıl hesap vereceğiz.

Ne diyorduk biz ‘’sadece kendi çocuklarının babası olanlara yazıklar olsun ‘’ ‘’sadece kendi çocuklarının annesi olanlara da yazıklar olsun’’ çünkü bu insanlar bizlerin çocuklarının yetim kalmaması hakkı hukuku yaşatan bir ülkede yaşamaları için kendi hayatları yetmezmiş gibi aileleri ve hatta çocuklarının hayatlarını riske atarak bu tür terör örgütü mensuplarını bulup ortaya çıkaran onlar hakkında korkusuzca raporlar yazan onları tutuklatıp cezaevine atan hakim ve savcılara bir can borcumuz yok mu?

Şimdide görev yeni yapılanmasıyla göz kamaştıran tamamen T.C öz evlatları olan HSK kurul üyelerine düşüyor kanaatindeyim. Yapılan şikayetleri üretilen dedikoduları atılan iftiraları ve karalama kampanyalarını bu tür kendileri gibi bu vatanın öz evlatlarını bu canı yanan ( geberesice )hainlere yem etmemeye kaldı .

Yok yok biz millet olarak ne yapmalıyız bu tür vatan sevdalısı insanlara, ipe sapa gelmez asılsız ihbarlar yaparak iftira atarak veya dedikodu üreterek yalan söyleyerek onları hayatlarından bezdirerek onları bu tür boş işlerle uğraştırarak enerjilerini boşa harcatarak ne yapmaya çalışıyoruz onu anlamadım .

Zaten 30 yıldır anlamamıştım………!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık