Artık hiç bir şey gizli kalmayacak!

  • Dolar 5.7449
  • Euro 6.3531
  • GR ALTIN 270.97
  • ÇEYREK 443.03

  • 09 Ekim 2019, Çarşamba 10:29
AhmetTübcel

Ahmet Tübcel

EGE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜNE AÇIK MEKTUP

YÜREĞİN YETİYORSA CEVAP VER REKTÖR BEY!

Neden Ege Üniversitesi?

Ege Üniversitesi’nde yaşanan usulsüzlükler, skandal atamalar, yolsuzluklar, zimmetler, nitelikli dolandırıcılıklar ve de gönül ilişkilerini içeren konulu ahlaksız cd’leri gazetecilik sınırlarında ve ifade özgürlüğü çerçevesinde eleştirerek gündeme getirip sorular sorup cevap almaya çalışıyoruz.

Buradaki bütün amaç Ege Üniversitesi’nin iyi yönetilmesi, akademik alanda Türkiye ve Dünya’da üst sıralara yükselmesi, toplum nezdinde daha itibarlı hale gelmesi, en önemlisi kamu zararlarının oluşmaması ve oluşmuş kamu zararlarının da zarara sebebiyet veren kişilere rücu edilmesi.

Sayın Rektörüm; Aylardır TV ekranlarından Temizeller programı olarak Üniversite hakkında inanılmaz iddiaları gündeme taşıyoruz.

Üniversite soyuluyor diye feryat ediyoruz, biz feryat ediyoruz ’da ALLAH AŞKINA siz bu konuda neler yaptınız?

Özel kalemizde görev yapan personelin CUMHURBAŞKANIMIZLA oğlu ve kızıyla alay edercesine hakaret kokan sözler ettiğini belgeleyip ortaya koyduk mu, koyduk.

Yine CUMHURBAŞKANIMIZA hakaret kokan paylaşımlar yapan öğretim üyelerini belgeleyip ortaya koyduk mu, koyduk,

Üniversitede görev yapan tüm personele imzalattığınız iç genelgede’ üçüncü şahıslara bilgi ve belge kesinlikle verilmeyecek, verenler hakkında TCK ya göre işlem yapılacak ve de meslekten atılır’’ dediğiniz halde sizin milli güvenliği tehditten ve birçok nitelikli dolandırıcılıktan hüküm giymiş bir kişiye üniversitenin gizli kalması gereken bilgileri verdiğinizi kanıtlayan sosyal medyada yayınlanmış ses kaydınızı bulup haberleştirip ortaya koyduk mu, koyduk.

Milyonluk şaibeli asansör ihalesi yapılmadan önce sizin teknik personelinizin hemen hemen bütün müteahhit firmalarla önceden görüşüp içki masalarında fotoğraflarını ve görüntülerini bulup ortaya koyduk mu, koyduk.

İhalesi yapılıp parası ödenen ancak yapılmayan çatı işlerini gündeme getirdik belgeleri ile ortaya koyduk mu, koyduk.

Vakfa atadığınız Üntaş A.Ş Genel Müdürü Fikret Haznedar’ın sigortayı nasıl dolandırdığını gündeme getirip belgelerini ortaya koyduk mu, koyduk.

Yönetime gelir gelmez Üniversite’nin vakfı tarafından işletilen ve Üniversiteye yüksek gelir getiren otopark ihalesini Ankara’dan arkadaşınız olan bir firmaya davet usulü sudan ucuz paraya verdiğinizin belgesini ortaya koyduk mu koyduk,

Otopark ihalesine fesat karıştırıldığının belgesini şahitleri ile ortaya koyduk mu, koyduk.

Bu memlekette Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmış, hayatını insanlık idealine adamış Prof. Dr. Suat Çağlayan’ı zorla tehdit ve şantaj kokan usullerle Üntaş A.Ş den hisselerini devre zorladığınızın belgelerini ortaya koyduk mu, koyduk.

Kendinizin bizzat getirdiğiniz Genel Sekreter Yardımcısı Emin Küçük beyefendinin ağzından “Üniversitenin nasıl soyulduğunu” ortaya koyduk mu, koyduk.

 Emin Küçük beyefendinin 69.000 TL yaptığı yabancı diller yüksek  okulu plan ihalesini iptal ettirip aynı ihaleyi 1.500.000 TL sözde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden geliyoruz diyen ne idüğü  belirsiz birilerine vermek için tekrar ihale yaptırıp, fakat teknik personelin bunu imzalamadığı için hepsini ayrı bir görevlendirme ile sürdüğünüzü şahitleriyle gündeme taşıyıp ortaya koyduk mu koyduk,

Yoksa siz Sayın Cumhurbaşkanı ve Külliyenin ismini insanları korkutmak ve baskı unsuru olarak mı kullanıyorsunuz?

Kendilerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden gelmiş gibi takdim ve iddia eden insanları doğru söyleyip söylemediklerini Sayın Cumhurbaşkanımızın özel kaleminden teyit ettiniz mi? Bu konuda ilimizin mülki amiri Vali beye bilgi verdiniz mi?

Otopark ihalesini verdiğiniz firmanın Üniversiteye yıllarını vermiş, çalıştığı süre içerisinde hiçbir soruşturma geçirmemiş, sadece evine helalinden ekmek parası götürme düşüncesinde olan namuslu işçileri kapı dışı ettiğinin, o insanları bir lokma ekmeğe muhtaç ettiğinin, o mağdur insanlara sizin de hiç sesinizin çıkmadığının hatta o namuslu insanlara randevu bile vermediğinizin belgesini şahitleri ile ortaya koyduk mu, koyduk.

Oturduğunuz lojmana Digitürk antenini şoförünüz üzerine ve de gelen faturaların parasını bile şoförünüze ödettirdiğinizin belgesini ortaya koyduk mu, koyduk.

Kendi makam odanıza, gelir gelmez Devletin tasarruf tedbirleri olmasına rağmen inanılmaz paralar harcayarak yeniden tezyinat yaptırdığınızın ve ihale bedelinden fazla bir parayı da ek ödeme olarak yaptığınızın belgesini ortaya koyduk mu, koyduk.

Kendi makam aracınızla, Üniversite’de çalışan binlerce personel varken neden sadece bir kadın çalışana geçmiş olsun ziyaretine gittiğinizin iddialarını ortaya koyduk mu, koyduk.

Yine Üniversite’de çalışan binlerce öğretim üyesi, idari çalışanın doğum günü aklınıza gelmez iken rüşvetten suç üstü olan bir idari personelin doğum gününü kutladığınızın belgesini ortaya koyduk mu, koyduk.

Üniversitede taşeron firmada çalışan (size oldukça yakın!) sizin fotoğraflarınızı çeken Perihan Bal Öztürkü Ege meslek yüksek okulu çinicilik ve seramik bölümüne hiçbir ihtisası yok iken adrese teslim kadro ilanı yaparak öğretim görevlisi yaptığınızın belgesini ortaya koyduk mu, koyduk.

Üniversite sosyal tesislerine eski para ile milyarlarca borcunuz olduğunu, onu da ödemediğiniz ve bu konuda hesabı düzgün tutan, yediğinizin, içtiğinizin özel ikramlarınızın parasını sizden isteyen SKS daire başkanını görevden aldığınız iddialarını ortaya koyduk mu, koyduk.

(Edirne milletvekilliği yaptığınız dönemde de, Edirne’deki DSİ Misafirhanesi’nde yediğiniz içtiğiniz, ve kaldığınızın parasını ödemeyip gazetelere haber olduğunuzu hatırlatmak istiyorum.)

2009 yılında İMKB’de “keriz silkeleme” sistemiyle manipülasyon yaparak milyonlarca liralık vurgun yapan, örgütün elebaşılığını spekülatör Bekir Sani Karayal’ın yaptığı çetenin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin yaptığı teknik takip ve fiziki takip sonucu yaptığı operasyonda Keşanlı Akın Şapçı ile sizde teknik takibe takıldınız mı? diye sorup bu iddiaları gündeme getirip kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına sorular sorup ortaya koyduk mu koyduk,

İzmir’de hiç yoğurt firması yokmuş gibi Ankaralı firmaya verilen Yoğurt ihalesi ile ilgili şaibeleri ve de iddiaları ortaya koyduk mu koyduk.

Adana’dan getirip üniversitenin kiralama şube müdürü yaptığınız Bülent Şevki Özveren’in çete üyeliğinden mahkûm olduğunun belgesini ortaya koyduk mu, koyduk.

Personel daire başkanı yaptığınız Umut Aydoğan’nın, Üniversite’nin dönem açılışına gelen Başbakan Sayın Binali Yıldırım döneminde Başbakanlık tarafından yapılan güvenlik soruşturmasından geçemediği ve bu yüzden akredite olamadığını ortaya koyduk mu, koyduk.

Yine sizin bizzat doğum gününü kutladığınız Üniversiteye iş yapan müteahhit firma sahipleri ile içki aleminde görüntüleri çıkan memurunuz olan teknik mühendis M. Zihni Altunkaynak’ın yaptığımız ısrarlı haberler sonucunda rüşvet operasyonunda yakalandığını ortaya koyduk mu, koyduk.

Üniversitede görev yapan bazı öğretim üyelerine mobbing ve düzmece soruşturmalar açmak suretiyle canlarından bezdirip akademiden soğuttuğunuzu belgeleriyle ortaya koyduk mu, koyduk.

Sizin tarafınızdan istekler yerine getirilmedi diye sürgüne gönderilen personeli gündeme taşıyıp ortaya koyduk mu, koyduk.

Üniversitedeki bilim, ilim işlerini bırakıp ekmek parası için çalışan ticari işletmelerle uğraşmayın dedik ve bunu gündeme getirdik ortaya koyduk mu, koyduk.

Üniversiteyi soyup giden sizin döneminizde emekli olan personeli, kamu zararı oluşmuş ise araştırın dedik mi dedik. Bunların belgelerini ortaya koyduk mu, koyduk.

Satın alma memurlarının şaibeli işlerini araştırın dedik iddiaları gündeme getirip ortaya koyduk mu koyduk,

CUMHURBAŞKANIMIZIN Ramazan aylarında beş yıldızlı lüks iftar sofralarında iftarlarını açan yöneticiler için ‘’ramazanın idrakine varamamışlardır’’  demiş  olmasına rağmen söylemlerini  ve uyarılarını dikkate almayarak beş yıldızlı otellerde  belli isimlerle  iftar açıp birde fotoğraf çektirdiğinizin belgelerini ortaya koyduk mu, koyduk.

Daha ortaya çalışıp çıkartacağımız çok belge ve cd’ler olacak diye düşünüyoruz

Rektör Bey, en iyisi mi siz istifa edip gidin buradan memleketinize. Yoksa zannederim işler sarpa saracak.

 

Peki siz neyi ortaya koydunuz? (Neyi koyduğunuzu siz daha iyi biliyorsunuz)

Kamu yararı ve liyakate aykırı ortaya çıkaran yolsuzluklar, İhaleye fesat karıştırmalar, usulsüzlükler, skandal atamalar, adrese teslim kadrolar, düzmece soruşturmalar, kısacası ‘’üniversite soyuluyor’’ ‘’milletin parası peşkeş çekiliyor’’ iddialarını gündeme getirip kamu yararını gözeten ülke sevdalısı gazetecilere dava açtınız.

Dava konusu neydi?

‘’ Rektör efendi’’  ‘’Babanızın çiftliği mi ?’’  Dilinizi mi yuttunuz?’’ demişiz yani bunları hakaret saymışsınız öylemi? Vah ,vah, vahhhh

Neden şikâyet dilekçenizde gündeme getirdiğimiz iddiaları dava konusu edip’’ Bu gazeteciler yalan söylüyor, üniversite yönetimine iftira atıyor ‘’ demediniz?

Yüce Türk adaletinin en doğru kararı vereceğine eminim.

Unutmadan sormak isterim ki,

Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Canan Fisun Abay hanımefendi toplu taşıma aracıyla (ESHOT, metro) ile evine giderken Taşeron firmada işini iyi bilen ve yaptığı işin hakkını veren! Perihan Bal Öztürk’ü mesai bitiminde makam aracınız veya üniversitenin hizmet aracıyla evine gönderdiniz mi?  Gönderiyorsanız bu hareket ne kadar doğru ve ahlakidir?

Gelelim Canan hanım konusuna eğer ki siz toplu taşım aracıyla evinize giderken taşeron işçisi hizmet aracıyla evine giderken bu durumu tepki gösterip neden dik duruş sergilemediniz?

Gökhan Sarıçam adlı danışmanınızı ve

 Daha fetö terör örgütü olaylarına ve üniversitenin genel sekreterliğinde nasıl milyonluk kamu zararları oluştuğunu, meşhur Gaziemir görüşmesi kim ve kimler tarafından ne maksat la yapıldığını (Emin Küçük, Fatih Işıkhan, Hakan Yalçın,…?…/……?…)  Konusunu Bir dahaki yazımda değineceğim.

 

İSMET İNÖNÜ, bu sözü 5 Temmuz 1931’de TBMM’de söylemişti.

"Bir ülkede namuslu insanlar, en az namussuzlar kadar cesur olmazsa, o ülke mutlaka batar."

Bu söylenen sözü günümüze ve üniversiteye indirgersek demek ki Üniversite’de namuslu insanlar en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça o üniversite kurtulamaz.

 

Günün sözü:

"Bu ülkede her şey olunabiliyor ama rezil olunamıyor!" Rezil olma ve utanma eşiği sıfırlandı. Sapkın cinselliğin bile övünç kaynağı haline getirildiği bir dönemdeyiz. Sonumuz hayrola


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık