Artık hiç bir şey gizli kalmayacak!

  • Dolar 5.7449
  • Euro 6.3531
  • GR ALTIN 270.97
  • ÇEYREK 443.03

  • 04 Kasım 2019, Pazartesi 9:22
AhmetOrhan

Ahmet Orhan

HAYAT BAYRAM OLSUN

HAYAT BAYRAM OLSUN

 

Bu yıl özellikle seçimlerden bu yana daha belirgin hale gelmeye başlayan başka türlü milli bayram kutlamalarına şahit olmaktayız.

İnsan topluluklarını millet yapan kavramların başında kıvançta ve tasada aynı duyguları paylaşmak gelmektedir.

Milli tasalar deyince akla gelenler, doğal afetler, büyük yangınlar, insan hayatlarına mal olan kazalar ve milli varlığımızın, vatanının korunması uğrunda feda edilen hayatlar başlıcalarındandır.

Bu durumlarda ortaya konması beklenen davranışlar ise elinden gelenin yapılması dışında acıyı kendisi yaşamış gibi iliklerine kadar hissetmek zikredilebilir.

Tasayı paylaşmada tam bir birlik ortaya koyamadığımız bu durumda bozulma yaşadığımızı ifade etmek çok da yanlış olmasa gerekir.

 

Acıları paylaşma noktasında, çağın koşuşturmasından mı, hayatın hızla akışından mı yoksa yaşadığımız iletişim çağının doğal etkisinden mi çok kestiremediğimiz büyük bir toplumsal “kıvançta birlik”te de sorunlarımız vardır.

İşin aslına bakarsanız kıvançta birlik tasadakinden daha kolay olmakla birlikte niye bu haldeyiz diye düşündüğümüzde karşımıza ortak yaşama irademizin aşındığını görürüz.

Karşılaştığımız olaylar sıradan gözükse bile “bir millet” olma duygumuza zarar vermektedir.

Türkiye ne yazık ki tek millet olmanın gereklerini yerine getirmekte zaaf göstermektedir.

 

Yurdumuzda yaşanan iki farklı olayı ele aldığımızda geldiğimiz nokta hiçte iç açıcı değildir.

Hafızam beni yanıltmıyorsa bundan bir yıl önce İzmit'te, halk otobüsüne binen 70 yaşında bir kişi aracın ön yolcu koltuğunda oturan mini etekli, askılı tişörtlü genç kızı görünce sürücüye, "Sen bu arkandaki genç kızlarla kaza yaparsın? Böyle olmaz" diyerek, aracına almaması gerektiğini söyleyerek otobüsü karakola çektirerek genç bir kızın gururunu ayaklar altına almıştı.

Ankara’da başka bir olayda ise lokantada bir bayan başka bir bayanın başörtüsünü başından almaya çalışması lokantada bulunanlardan tepki göstermesiyle önlendiği haberini görürüz.

Kadına yönelik olarak bu tür olaylara epey bir zamandır alışık olmakla birlikte, düne kadar erkeklerin kılık kıyafetine yönelik inanç kaynaklı tacizlere ise sıklıkla rastladığımız söylenemezdi.

Ancak 29 Ekim’de İstanbul metrosunda, güya cumhuriyetçi bir kişinin kendi halinde yolculuk yapmakta olan sarıklı-cübbeli bir kişiye yönelik kameralı tacizi, bu türden tahammülsüzlüklerin kadınlara yönelik olmaktan çıkarak yaygınlık kazandığını göstermektedir.

Çok şükür ki olayın görüntüleri bizzat tacizcilerin paylaşımıyla izleyenleri hangi dünya görüşü ve yaşam biçimine sahip olursa olsun insanımız tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Geldiğimiz nokta birbirimizin yaşam biçimine saygı noktasında tehlike çanlarının çaldığını işaretini vermektedir.

 

Her Türk vatandaşı Türkiye’nin kültür bakımından içinde bulunduğumuz coğrafyadan farklı özellikler gösterdiğini akıldan çıkarmamalıdır.

Beraber yaşama irademizin zarar görmemesi için toplum fertlerimiz yaşam biçimleri de dahil tüm değer ve inançlara saygı gösterilme zorunluluğu milli bekamızın en önemli şartıdır.

Bir de milli bayramlarımız konusu var.

Milli bayramlar, bir milletin birlik ve beraberliğini kuvvetlendiren, milletlerin sahip oldukları istiklal, hal ve ikballerinin neler feda edilerek kazanıldığını hatırlatan özel ve güzel günlerdir.

Türk Milletini bir arada tutan İslam kaynaklı dini bayram ve kutsal günlerin yanı sıra önemli milli bayramları da vardır.

Milli bayramlarımız, her birisi ayrı bir öneme sahip bizi bir araya getiren, aynı duyguları paylaşmamıza neden olan kıvanç günleridir.

Bayramlarımızı anlamlı kılan bayram günlerinde özel durumları olanlar hariç herkesin aynı sevinci paylaşılmasıdır.

Maalesef son yıllarda farklılıklarımız diğer birçok hususta olduğu gibi bayramlarda da kendini göstermeye başlamıştır.

 

Birileri 26 Ağustoslarda Malazgirt’i kutlarken başkaları Büyük Taarruzu kutlamayı tercih etmekte.

Oysa her iki olay da bu toprakları vatan edinmemizde aynı ortak hatıraları yansıtmaktadır.

Biri bize bu toprakların vatan olarak kapısını açarken diğeri bu toprakların sahibi olarak yaşamımızı sağlamıştır.

Yakın zamanda kutladığımız Cumhuriyet bayramı ise hainler hariç hepimizin çok değer verdiğimiz bayramımızdır.

Hepimiz biliriz ki insan onuruna en yakışan rejim cumhuriyettir.

Hiç birimiz onun bize sağladığı kazanımlardan vazgeçmeyi düşünmeyiz.

Öyleyse neden Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında aynı ortamları ve duygu yoğunluğunu paylaşmakta sorunlar yaşıyoruz?

On binler İstanbul Sultanahmet meydanında yapılan konserlerle coşkuyla kutlama yaparken, niye büyük kitleler bunu kutsal yerlere ve dinimize saygısızlık olarak görmüştür?

Bazılarımız her yıl yapılan İstanbul’un fethini coşkuyla kutlarken bazılarımız ise aynı duyguyu niye paylaşmamaktadır?

Sözün kısası biz ne zamandan beri bayramlarımızı farklı algılamaya başladık?

 

Tüm bu sorulara verilecek birçok karşılık verilebilir ancak bana göre bu ayrışmayı büyütüp besleyen siyasetçilerimizdir.

Kendine taban oluşturmak isteyen siyasetçiler diğer siyasi akımlardan farklılıklarının devamlı olarak belirginleştirerek hayatiyetini devam ettirmeye çalışırlar.

Ne zaman taban kaybetmeye başlasalar siyasi rekabeti arttırırlar, husumet dilini öne alırlar, yarattıkları kaostan beslenirler.

Kendilerine oy veren kitlelerin sadakatlerini, taraftarlıktan militanlığa dönüştürme noktasında yeni araç maalesef milli bayramlarımız olmaya başlamıştır.

Kutlamalarda kullanılan görsellerden, şarkı ve marşlara, halkı coşturan sanatçılara kadar neredeyse her unsur siyasi partilere göre farklılık göstermeye başlamıştır.

Bu durum son derece tehlikelidir, milletimizin ortak yaşama iradesine zarar vermektedir.

Başta yönetenler olmak üzere herkesin aklını başına toplamasına ihtiyaç vardır.

Farklılıklarımızı arttırıp belirginleştirmek yerine ortak değerlerimizi öne almak milli birliğimizi pekiştirecek tek yöntemdir.

Bu güzel vatanda yaşamanın hepimizin hakkı olduğunu unutmadan birbirimize saygı ve hoşgörü içinde yaşama iradesini ortaya koymak durumundayız.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık